Göndemde çok yer bulmayan fakat çok önemli bir konu.
İran üretimi, ruhsata hemşire işli, güzellik elemelerinden geçmiş, özel eğitimler almış, önüne geçilmez ise ülkemize postalanacak “ hemşireler / ajaneler.”
Konuya geçemeden önce birkaç hususa değinmek istiyorum.
Bizler İran ile dostmuyuz?
Degiliz. Hiçbir zamanda olmadık, bundan sonrada olamayacağız.
Neden?
Çünkü İran menfaat gütme konusunda dünyada bir eşi daha olmayan devlet.
Osmanlı’dan bu güne kadar hep Türkiye topraklarında gözü oldu, hak talep etti.
Bu yönüyle yunanlardan, ülkemizin bir kısmını “Kürdistan” olarak rüyasında görenlerden hiçbir farkı yok.
Bu emellerini uygulayabilmek için zemin hazırlama hususunda elinden geleni ardına koymadı bundan sonrada koymayacaktır İran.
Geçtiğimiz günlerde İÇ İŞLERİ BAKALNLIĞI’ na Azeri Türk’ü bir kardeşimizden bir mektup ulaştı.
Mektup bilenler için normal, bilmeyenler için vahim bir içeriğe sahipti.
Ne yazıyordu o mektupta?
Mektubun Türkçe Hali;
“Sayın yetkili,
Bu maili Iran’dan gönderiyorum. Dikkate alacağınızı ümit ediyorum. Sözlerime başlamadan önce Azeri olduğumu belirtmek isterim. Yakın zamanda karım ve ben Türkiye’de bulunduk ve İstanbul’da harika bir tatil geçirdik. Azerbaycan ve Türkiye’yi kendi vatanımız gibi gördüğümüz için bu maili size yolluyorum.
Kendimi en iyi şekilde ifade edebilmek için İngilizce yazıyorum. Umarım kendimi yeterince iyi ifade edebilirim.
Bir süre önce İran devletinin Türkiye’ye İranlı hemşireler yollayacağı duyuruldu. Eşim hemşire olduğu için bu haber bizi daha da çok sevindirdi. Bu yeni iş imkanı sayesinde eşim ve ben Türkiye’ye taşınmaya karar verdik. Aynı şekilde Türkiye’de hemşire olarak çalışmak isteyen birçok arkadaşımız var.
Başvuru sürecinde bir devlet yetkilisi evimize geldi. Eşime Türkiye’ye gitmeden önce gönüllü olarak 2 aylık bir eğitime katılmak isteyip istemediğini sordu. İlk başta neler olduğunu ve bu eğitimin ne hakkında olduğunu anlayamadık.
Daha sonra eşim konuyu, o sırada bu eğitime devam eden yakın bir arkadaşıyla konuştu ve eğitimin ‘Kişisel ve Sağlık bilgilerini elde edip sınıflandırma’, ‘Güvenli İletişim Teknikleri’, ‘VİP (Önemli kişileri) kişileri ve Hastaları Belirleme, ‘Hastalık Bulaştırma Yöntemleri’, ‘Hastalık Komplikasyonları Üretimi’ gibi kurslar içerdiğini öğrendi. Bu tür kursların verildiğini öğrenmemiz bizi ciddi korkuttu. Seçilen hemşirelerin genç ve çekici olduğunu görmemiz ise bizi daha da şüphelendirdi.
Ben bir İran vatandaşıyım ancak bu aidiyet hissettiğim Türkiye’ye karşı zarar verilmesine seyirci kalacağım anlamına gelmez.
Bu hemşirelerin Türkiye’de sağlık personeli gibi değil de birer ajan gibi hareket edeceklerini anlamamızdan sonra, ben eşimden bebeğimiz olacağı, sağlık sorunları olduğu gibi mazeretlerle işlemlerini iptal ettirmesini istedim.
Bunları eşimin çok yakın arkadaşından duyduk ancak ben sadece seçilmiş bazı gönüllü hemşirelerin bu kursu aldıklarını tahmin ediyorum.
Eşimin yakın arkadaşından duyduğumuz bir diğer önemli bilgi de şudur: bazı devlet görevlileri hemşireleri VİP hastalarla yakın ilişkiye girmeleri hatta onlarla evlenmeleri konusunda teşvik etmektedirler.
Çok açık ki İran Hükümeti gerçekten bu hemşire konusuyla yakından ilgileniyor ve bu işe büyük önem veriyor.
Söylendiği gibi bu hemşireler birkaç ay içerisinde Türkiye’de olacaklar. Şu unutulmamalıdır ki Azeriler ve Araplar Türkiye’ye hayranlık beslemektedir ancak İran devleti kesinlikle Türkiye’nin düşmanıdır Türkiye’ye karşıt safta yer almaktadır. Umarım mailim dikkate alınır.
En iyi dileklerimle. “
Bu uydurma bir yazı değildir. Aksine malumun ilanıdır.
İthal hemşire getirmek çözüm değil. Bu işin okullarını çoğaltıp kendimiz kendi hemşirelerimizi yetiştirmeliyiz.
Bu kadar geniş genç nufusa sahip olan ülkemizde, bu kadar işsiz genç varken neden dışardan hemşire getirecek duruma düşüyoruz?
Bunu oturup düşünmemiz lazım.
İlle de getireceksek neden kardeş ülke Azerbaycan’ı değil de kadim düşmanı tercih ediyoruz?
Maksat Türk düşmanı safevi zihniyetine iyi görünmek mi?
Maksat ülkemizde mut’a nikâhını yaymak mı?
Yetkililer ne yapmaya çalışıyor?
Bu mektuptan sonra İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI harekete geçmiş DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞI ile çalışma başlatmış.
Soruyorum ya bu mektup gelmeseydi?
Her sabah hastene de ölen bürokrat, iş adamı ve daha nicelerinin şüpheli ölüm haberleriyle mi uyanacaktık?
Eski düşmandan dost olmaz.
Derhal bu hatadan geri dönülmeli, gereği yapılmalıdır.
Bu durumda onları ülkemize sokmak Ecdad’a saygısızlık, hakarettir.
Osman Sami ERDOĞAN
osmansami@hotmail.com.tr
twitter.com/Osman_sami
|