Geçen hafta tıp sektörünün çok önemli haberi Antalya’dan geldi. İlk tam yüz naklini ülkemizde gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Enstitüsü’nden Prof.Dr. Tuncer Karpuzoğlu ekibi, Uşak’ta tren çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi tarafından organları bağışlanan merhumun organlarını farklı kişilere nakletti. Bu ve beraberindeki başarılı operasyonlar sıradan değildir. Türkiye artık bu haberlere alışmalıdır.
Dünya hızla bir değişim içerisinde. 30 yıl önce dünyanın en büyük firmalarından bu gün pek söz etmiyoruz. Prof. Davut Kavranoğlu bu hafta MMG Bursa Şubesinin konuğuydu ve dünya ile birlikte Türkiye’nin de yüz değiştirdiğine işaret etti. 1980’li yıllarda IBM, tüm dünyayı yönetecek hale gelecek derken bir yol ayrımına gidildi ve Microsoft kuruldu. Gates, yazılımın geleceği değiştireceğine o kadar inanmıştı ki 1990’lı yıllarda şirketi bir anda dünya lideri oldu. Çünkü maliyeti 1 USD olan CD’leri 500USD’ye peynir ekmek gibi satıyordu. Ama bu da çok sürmedi, Steve Jobs, yazılımın donanımla birlikte gelişmesi gerektiğini iddia etti ve 2000’li yıllarda bunu başardı. Apple’ı 1 numara yapan gelişme bu dönemde oldu. 2010’lu yıllara gelince facebook diye bir ortam, tüm listeleri altüst etti. Bu firmanın değeri bugün bizim Enerji ithalatımıza denk: 50milyar USD. Ekranı açtığınızda bir çubuk gelen Google’da bunlar arasına girdi, 55milyar USD değeri ile. Gördüğünüz gibi her şey değişti, ticaretin şekli de.
Türkiye de yüz değiştirmeli
Düne kadar kendi iç bunalımlarımızla uğraşmaktan etrafımıza bakamıyorduk. Malum çevreler hazırladıkları darbe planlarını takip için artık kelime bile bulamamışlardı. Fakat hesaplar dönmeye başladı ve son 5 yılda inanılmaz bir çehre değiştik. Geçen hafta Dışişleri Bakanımız Sn. Davutoğlu’nun çok önemli bir açıklaması vardı; Kaybettiğimiz toprakların 100. yılındayız, yine bu topraklarda buluşacağız. Artık bu coğrafyada başı sıkışan yönünü Türkiye’ye çeviriyor. Bunun kıymetini bilmeliyiz. Sanayi ve teknoloji’de de artık kararlarımız Türkiye için değil Dünya için olmalıdır. Artık içe dönük, kendi insanı ile sorunu olan, birbiri ile didişen Türkiye değil, genlerimizden gelen Dünya ülkesi olma yüzümüzü göstermeliyiz.
Sınırları genişletmeliyiz
‘Eğer sınırlarınızda sorun varsa, bunu gidermenin tek yolu, sınırlarınızı genişletmektir’ diyor Atilla. Şimdilerde sınırlar top-tüfekle gelişmiyor. Bilakis, teknoloji ve ticaret ile gelişiyor. İngiltere’de bir toplantıda İsrail Cumhurbaşkanına, topraklarının çok dar olduğu, bu şekilde büyüyemeyeceklerini sorduklarında o da İsrail topraklarını kurulduğundan bu yana 100 kat büyüttüklerini söylüyordu. Bunu söylerken de tarımda elde ettikleri verimliliği örnek gösteriyordu. Başlangıçta 1 m2’de 10 Kg elde edilen sebzeler şimdi 100 Kg elde ediliyor. Üstelik artık nihai ürün yerine tohum üreterek bunu 100 Kata çıkarmışlar. İşte toprak büyütme böyle oluyor.
Netice itibari ile herkesin krizler ile boğuştuğu bir ortamı biz yatırımla geçirmeliyiz. Gelecek beklentimizi Türkiye ile sınırlı tutmamalıyız. Tıpkı Akdeniz Üniversitesinde olduğu gibi dünya çapında yüz değişikliği yapmalıyız. Nasıl ki maskesi düşen Fransızlar özüne döndü ise bizim de adaleti tekrar tüm dünyaya yaymamızın sırası gelmiştir. |