Otuz yılı aşkın zamandan beri, okullarda ülkenin güvenliğine ilişkin bilgileri, hep üniformalılar veriyordu. Okulların koridorlarında her teneffüs bitiminde çekilen “Dikkat !” sesleri, insana sanki kışladaymış hissini yaşatıyordu. Üstüne üstlük bir de öğrencilerin, bu manzaranın etkisi altında bir sonraki derse girecek öğretmen için de aynı şekilde davranmaları, biraz da buruk bir muzipliği beraberinde getiriyordu.
Askeri üniformayla okula gelen ve Milli Güvenlik derslerine giren askerlerden söz ediyorum. Okula sabahleyin, devletin arabası ve özel şoförüyle gelmesi, sivil insanların eğitim gördüğü bu kurumlarda oldukça farklı bir hava oluşturması bir tarafa, bu derse gelen askerlerin, diğer öğretmenlere karşı tutum ve davranışları çoğu kez ciddi rahatsızlıklara neden olduğunu sıklıkla müşahede etmişizdir.
Bu vesile ile size; bu konuya ilişkin bir öğretmen arkadaşımızın başından geçen olay, konunun ne kadar önemli olduğunu açıklamaktadır.
Bursa’nın merkezi okullarından birinde meydana geliyor olay. Milli güvenlik derslerine giren bir üst rütbeli asker, sözüm ona matbaada bir tapu senedi bastırıyor. Üzerinde farklı renklerle fon olarak ‘Misak-Milli sınırları tapusudur satılamaz’ yazdırılmış bu belgeyi tüm sınıfların panolarına asıyor. Sanki bu okulda eğitim gören öğrencilerin ve onlara ders veren tüm öğretmenlerin vatanperverliğini sorgular mahiyette bu kağıt parçasına kimseler ses çıkaramıyor. Derslerde ise bir çok öğretmenin vatan sevgisini sorgular mahiyette konuşmalar yapıyor. Asker olması dolayısıyla da ne öğrenciler, ne öğretmenler ve ne de okul idaresi her hangi bir şey söylemekten çekiniyor.
Sözünü ettiğimiz bu öğretmen arkadaş, bu davranışın yanlış olduğunu söylüyor. Söylüyor söylemesine de iş orada kalmıyor. Bu milli güvenlik öğretmeninin vatanperverlik duyguları kabarıyor. Bu sevgiyi göstermek için çok satan bir gazetenin köşe yazarına, konuyla ilgili bir yazı gönderiyor. Yazıda; Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer’e hitaben; ‘irtica belgesi mi istiyorsunuz alın size irtica belgesi’ diyerek, öğretmenin laiklik düşmanlığından, vatan hainliğine kadar, ne düşünüyorsa, ciddi bir irtica yazısı(!) yazıyor. Peki, sonra ne oluyor? Ne olacak o öğretmen, çalıştığı okuldan sürgün ediliyor. Böylece vatanı büyük bir tehlikeden korumuş oluyor !!!...
Oysa demokratik ülkelerin hiç birisinde böyle bir manzaraya rastlamak mümkün değil. Çünkü o ülkelerde okullarda; iyi ve sorumlu vatandaşlığın nasıl olması gerektiği öğretiliyor. Hiç kimse, bir başkasının vatan sevgisini sorgulama yoluna baş vurmuyor. Devleti yönetenler vatandaşına güveniyor.
Hükumetin milli eğitim müfredatında yaptığı değişiklikle, artık milli güvenlik dersleri yerine, ‘vatandaşlık dersi’nin okutulacağına yönelik önemli bir değişiklik yaptı. Bu değişiklik, ülkenin demokratikleşmesi açısından oldukça önemli bir gelişme.
Başbakan Erdoğan’ın , gurup toplantısında yaptığı açıklamada; Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında yapılan değişikliği anlattı. "Artık nicelikten niteliğe geçiyoruz. Milli Eğitim müfredatını çağın gereklerine uygun hale getiriyoruz. 1979 yılında yürürlüğe konulan Milli Güvenlik Bilgisi Öğretimi Yönetmeliği'ni yürürlükten kaldırıyoruz. Avrupa Birliği raporlarında eleştirilmesine neden olan asker öğretmenler tarafından verilen dersler, 2012-2013 eğitim sezonunda bir kısım konuları vatandaşlık bilgisi benzeri derslerde sivil öğretmenler tarafından işletilecektir." Diyerek, kangren haline gelen önemli bir sorunu çözüme kavuşturmuş olması, geleceğimize ilişkin güvenimiz daha da artmış olmaktadır.
Demek oluyor ki; artık kimse kendisini fildişi kulesinde, herkesten daha çok vatanperver olduğunu ilan edemeyecek. Ya da; insanları, ‘vatan hainleri ve vatanperverler’ şeklinde kategorize edemeyecek. Çünkü böyle bir ayırım, ülke kaynaklarından faydalanmayı ayrıcalıklı hale getiriyordu.
Vatanperverler, ülke kaynaklarından daha çok faydalanmaları gerekiyor, bunun tabi sonucu olarak da vatan hainleri, ülke kaynaklarından faydalanamayacaklardı.
Kırk- elli yıldan beri böyle olmuyor muydu?
Oysa bu ülkede herkes birinci sınıf vatandaş olmayı fazlasıyla hak etmiyor mu?
|