|
Geçen haftaki yazımı; “Karşı cephede neler olur? Oyunun aktörleri kimler olabilir? SWOT of the Cast? Bunları da haftaya değerlendirelim” diyerek bitirmiştim, şimdi de önümüzdeki günlerin muhtemel başrol oyuncularının SWOT analizi için mütevazı denemeler yapalım
SWOT Analizi, bir projede ya da bir ticari girişimde kurumun, tekniğin, sürecin, durumun veya kişinin güçlü (Strengths) ve zayıf (Weaknesses) yönlerini belirlemekte ve dış çevreden kaynaklanan fırsat (Opportunities) ve tehditleri (Threats) saptamak için kullanılan bir teknik ve bir terim… Bizim geleneklerimizde karşılığını, yağlı güreş öncesi cazgırların okuduğu mânilerde bulabiliriz belki… Hani bir taraftan pehlivanları öven, bir taraftan da “altta kaldım diye yerinme, üste çıktım diye sevinme; altta kaldın apış, üste çıktın yapış!” diye durum analizi yapıp taktik verirler ya, o hesap Önümüzdeki günlerde başlayacak kongrelerle başlayıp en son yapılacak il kongresine kadar AK Partilileri Bursa’da uzun bir maraton bekliyor. Maraton dedikse uzunluğunu belirtmek için sözün gelişi… Yoksa daha ziyade “engelli koşu”, ya da “pentatlon” tipi bir mücadele olacak. İşte bu süreçte ipi göğüslemek isteyen, ya da ipi işaret ettiğinin göğüslemesini isteyenler arasındaki kapışma öncesi SWOT analizleri:
Mevcut Başkan:
En güçlü yanı, halen kaptan köşkünde oturması ve oraya Big Boss tarafından oturtulmuş olması… Geçen zaman içinde siyaset manevralarını daha iyi öğrendiği de söylenebilir. Serinkanlılığı da güçlü yanları arasında… Zayıf yönlerine baktığımızda, en büyük eksiği radikal kararlar vermedeki çekingenliği… Konseptinin Kasımpaşalı raconunda değil de Beyoğlulu salon centilmeni tarzında olması teşkilatla sıcak ilişkiler kurmasını zorlaştırıyor. “Yeni Abi”nin verdiği destek önemli.Şu anda yaşadığı sıkıntıların çoğunluğu, mevcut ilçe başkanlarıyla tam kadans tutturamamasından ve gönlüne göre olmayan il yönetiminden kaynaklanıyor. Bilhassa genel seçim öncesi istifa depreminde bunu çok iyi gördüğü için bu kez işi sağlam tutmak zorunda.
Yeni Abi:
Bir taraftan bakanlık görevinin getirdiği yoğunluk, öbür taraftan Bursa’nın karmaşasının orta yerine düşmüşlük… Güçlü yanı, bugüne kadar birçok krizi soğukkanlılıkla yönetmiş olması. Yaslanması gereken bir güç odağı yok, kendisi bizatihi güç odağı durumunda… Zayıf yanı, Bursa’daki insan havuzunu çok iyi bilmiyor olması. Bir başka sıkıntısı ise “Eski Abi” ile kafa kafaya gelmek istememesi… Bu belki onun için bir zaaf değil, ama ilerleyen günlerde manevra alanını daraltması muhtemel. Neticede sorunsuz bir teşkilat yapısı için elini taşın altına sokması kaçınılmaz, zaten onun da kaçınacak bir hali yok. İl Divan toplantısında söylediği “bizim başarısız olmamız için % 58 için çalışıp bizi % 53’te bırakanlar” dediği zümre ile hesaplaşma zamanı…
Eski Abi:
Bursa teşkilatında yıllardır onun damgası var! Mahalle mahalle biliyor nerede kimin olduğunu… Her birini de zamanında kendine göre bir sadakat testinden geçirmiş. Seçimlerde “Bursa’nın Yıldırım’ını değil, Urfa’nın kaldırımını arşınlayan” onca arkadaşını ortada bırakması mümkün değil… Kendi gitti… Ama “kendi gitti adı kaldı yadigâr” durumu olmadı. Vaziyeti Sezen Aksu şarkısının sözleri gibi: “Yâreme tuz diye yakamoz bastım, tek şahidim Ay’dı… Kalbim Bursa’da kaldı” Ama devir de eski devir değil… Bugüne kadar onu dokunulmaz bilenler, dokunulabildiğini görünce içlerinde sakladıkları senelerin ukdesini boşaltmak niyetindeler… Bu uğurda, “karşı cephe” algısı çok güçlü! Bir nevi “hubb-u Ali değil, buğz-u Muaviye” durumu yani. Birilerine olan sevgiden ziyade, “Eski Abi”ye olan nefret şekillendirecek süreci.
Mayor:
Aslında bu sürecin pasif izleyicisi olma eğilimindeydi. Ne de olsa geçen kongrede son dakikada ortaya sürülen hemşerisi yüzünden hem imaj kaybına uğramış, hem de sütten ağzı yanmıştı. Ancak son operasyonda bir başka ciğerparesi hemşerisinin hacamat edilmesi, bir diğerinin de ilçe başkanlığı koltuğunun kıpraştırılması, doğal olarak cepheye girmek zorunda bıraktı Reis’i… Eskiden “şehr-emini” diyenler, icraatlarını küçük görerek şimdi kendisi hakkında “şehre-mini” demeye başladılar. O da biliyor ki, eğer kongrelerde güçlü temsilcileri olmazsa bundan sonraki 2,5 yılı kendine zehir olacak. 2,5 yıl sonrası? Artık bu işin son perdesinde olduğunun, bir daha sahne alamayacağının kendisi de fena halde farkında! Ama niyeti Toy Story’deki replik gibi “Bir uçuş olmasa da, fiyakalı bir düşüş” yapmak, lambur lumbur yuvarlanmak yerine
Eski Vekil – Eski Başkan:
Vekillikten ayrılıp seçim çalışmaları da bittikten sonra sesi soluğu çıkmıyor. Ama herkes biliyor ki, Big Boss’tan işaret alabilir! Niyeti olup olmadığını hiç belli etmiyor. Güçlü tarafı, Big Boss’ta olan kredisi ve ketum davranışları… Zayıf yanı ise, risk almaktan hoşlanmaması, tembelliğe yaklaşan konformist karakteri… Yarışa girmesi onun için bir fırsat mıdır? Şu anda köşesinde Ramazan rehavetiyle oturmaktan mutlu olsa da, ataletten sıkılmaya başlarsa yakın vadede, “ben de varım!” diyebilir.
Eski Vekil – Kurucu Başkan:
Güçlü yanı, camianın ağabeyliğini yapmış olması… Kişisel hırsları olmadı pek, gönül insanı olarak tanındı. Zayıf yanı ise, fazla sinirli olmadığı halde, öfkelendiği zamanlarda öfkesini kontrol edememesi! “Mevcut Başkan”a da, “Eski Abi”ye de kızgın… Teşkilattaki ilk yılların heyecanını şimdi görememek onu kızdırıyor. “Eski güzel günler” nostaljisiyle yarışa girebilir, ama sonuçta ne olur, Allah bilir
Onikinci Adam:
Partide yıllarca emek verdikten sonra Meclis’in kapısından kıtı kıtına dönmek zor… Üstelik kapıda kalmasının sebebi “Yeni Abi”ye göre, “Eski Abi” taraftarlarının sabotajı… Geçen kongrede yaşadıklarından duyduğu hıncı da göz önüne aldığımızda, önümüzdeki kongre sürecinin sürpriz aktörü olabilir! Şu anda “bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbelalemin?” duasında…
Umur Taflan/Şehir Gazetesi |