Bugün
KUVVETLİ SAĞANAK YAĞIŞLI
7°C - 19°C
Yarın
SAĞANAK YAĞIŞLI
5°C - 20°C
   
 
  Gaste Bursa yazarları seçimi yorumladı..
 
  14.06.2011 18:44:12
  Okunma Sayısı:1170

Ben Böyle Okuyorum

 Hasan Ünal/Gaste Bursa

Takke düştü, kel göründü.

Nihayet halk tercihini yaptı ve herkes boyunun ölçüsünü aldı.

Medyanın, egemen çevrelerin ve hatta dış güçlerin bütün zorlamalarına rağmen Ak Parti, “bi daha” iktidar olmayı başardı.

İlk defa girdiği 2002 seçimlerinde % 34 oyla iktidar olan Ak Parti, iktidar da iken girdiği 2007 seçimlerinde % 47, son seçimde ise seçmenin yarıdan fazlasının #% 50,5# oyunu alarak tarihi bir rekorun altına imza attı.

Buraya kadar bir sorun yok. Esasen beklenen bir şeydi.

Ancak ortada son derece garip bir durum var ki tartışmaya değer buluyorum.

Ak Parti üç dönemdir oylarını artırıyor.

Ancak her nasılsa çıkardığı milletvekili sayısında sürekli bir düşüş yaşanıyor.

Öyle ki, şu ya da bu sebeple her seferinde daha fazla destek verme ihtiyacı duyan halkın iradesi, aynı şekilde meclise yansımamaktadır. Her nasılsa sandıktan çıkan sonuçla meclis aritmetiğine yansıyan sonuç arasında ters bir orantı oluşmaktadır.

Kısaca halkın iradesi her seferinde garip şekilde seçim sisteminin azizliğine uğramaktadır.

Bu seçim sistemini her kim hazırlamış ise bu yolla seçim sonuçlarını bir şekilde kontrol altında tutmaktadır desek yeridir.

Bu işte bir iş oluğu muhakkak.

Ama her ne hikmetse kimsenin dikkatini çekmemektedir. Sanırım bundan sonra bu konu üzerinde biraz durmamız gerekiyor.

Ya da şöyle söyleyelim.

Erdoğan, ezici bir üstünlük sağlamamalı” diyerek rakip partiye “oy” isteme aymazlığında bulunup Erdoğan’ın açıkça oy kaybetmesi gerektiğini deklare eden ve “12 haziran seçimleri Erdoğan için referandum olacak” diye sevinen dış basının çıkan sonuçlara göre tam bir hayal kırıklığı yaşaması gerekirken, oluşan meclis aritmetiğine baktığımızda durumun hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Yeni anayasanın hazırlanma sürecinde oluşacak meclis aritmetiğinin 330’un altında kalmasını arzu eden batılı çevreler, Erdoğan ve yeni anayasa sürecini kontrol altına almaya çalışıyorlardı ki, oluşan yeni meclis aritmetiği bu hedefe tam olarak ulaştıkları izlenimi vermektedir.

Yani yeni sürecin sivil bir anayasa hazırlanması süreci olduğunu/olacağını bilen ya da öyle olmasını arzulayan halk; bu amaçla çok daha fazla destek vermiş olmasına rağmen bu destek ve yetki maalesef meclis aritmetiğine yansımamıştır.

en az dış basın kadar yukarıda bahsi geçen kampanya içinde yer alan sevgili medyamızın Erdoğan’ın eski milletvekillerinin neredeyse tamamına yakın kısmını aday yapmaması karşısında “kendini büyük riske attı” şeklinde sevinmesinin kursaklarında kaldığını söylemek de aynı şekilde pek mümkün gözükmüyor maalesef.

Doğrusu sayın Erdoğan’ın da bu tür bir meclis aritmetiğinden rahatsızlık duyup duymadığından çok emin değilim. Dilerim yanılıyorumdur. Ya da dilerim haklı çıkmam.

Anlaşılan o ki; Türkiye, her ne pahasına olursa olsun yeni bir anayasa hazırlayacak.

Fakat hazırlanacak olan bu anayasanın halkın beklentilerine uygun bir anayasa olup olmayacağı oldukça kuşkuludur.

Şüphesiz süreci hep birlikte takip edip göreceğiz.

Ancak Erdoğan’a verilen bu büyük halk desteğinin daha iyi anlaşılabilmesi için bir kaç not düşme ihtiyacı duyuyorum.

Bir: Zaman zaman batılı güçlere karşı sert çıkışlar yapan Erdoğan'ın gösterdiği “dik duruş”tan halk büyük memnuniyet duymaktadır. Her geçen gün daha fazla ayaklarının üzerinde durabilen bir türkiye manzarası halka büyük heyecan vermektedir.

İki: 28 şubat post modern darbesiyle zirve yapan vesayet sisteminin ortadan kalkmasında çok ciddi ve cesur adımlar atılmış olmasına ve bu yöndeki güçlü beklentiler önemli ölçüde karşılanmış olmasına rağmen bunun devam ettirilip sonuçlandırılması ile ilgili talepler güçlü şekilde devam etmektedir.

Üç: Ak Parti iktidarı ile yozlaştırılan manevi değerlerin yeniden güçlendirileceği umudu ve buna uygun sivil bir anayasa hazırlanacağı ile ilgili beklentiler halen çok güçlüdür.

Kabul etmek lazım ki, bu desteğin bundan sonra devam edip etmeyeceği bu beklentilerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bağlı olacaktır. Dolayısıyla son seçim sürecinde cemaatler üzerinden yapılan tartışmaların işaret ettiği güven sorunun yukarıda belirttiğimiz beklentiler gerçekleşmediği takdirde artarak ve yayılarak devam edeceğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

Diğer yandan başkanlık sistemi tartışmaları da sanırım eski kıvamında devam etmeyecektir. Herkesin aksine Sayın başbakanın bu durumdan çok rahatsız olmayacağı kanaatindeyim.

***

Ha bu arada seçim sonuçları ile ilgili detaylara bilinçli olarak girmek istemedim, ancak şu kadarını söylemeden geçemeyeceğim.

Faruk Çelik’in Urfa’dan, Bülent Arınç’ın Bursa’dan aday gösterilmesi ile ilgili olarak yazdıklarımdan dolayı aşırı tepkiler vererek işi hakaret, küfür ve tehdit boyutuna kadar vardıran çevreler acaba bu gün seçim sonuçlarına baktıklarında o gün yaptığım öngörülerde ne kadar haklı olduğumu anlayıp mahçup olacaklar mıdır?

Hatırlarsanız henüz adayların açıklanmadığı, ortalığın toz duman olduğu süreçte şunları söylemiştim#dileyen eski yazılarıma bakabilir#;

Bir: Başarıları nedeniyle aşırı güç vehmine kapılan ve bu nedenle giderek dominant hale gelmeye başlayan, çevrelerini gölgeleyen ve buna bağlı olarak güç kavgalarına ve iç hesaplaşmalara sebebiyet vermekten öte bir anlamı kalmayan kimi isimlerin ısrarla kendi illerinden aday gösterilmesi alışkanlığından vazgeçilmelidir dedim. Buradan hareketle “Faruk Çelik gibi bir siyasetçinin bir başka ilden aday gösterilmesi hem kendisi, hem partisi ve hem de Bursa için daha faydalı olacaktır” dedim.

İki; Faruk Çelik’in Bursa dışına gönderilmiş olmasının sürgün, Arınç’ın Bursa’dan aday gösterilmesinin ise haksızlık olarak görülmemesi gerektiğini söyledim ve bunun ne denli doğru bir karar olduğunun ilerleyen zamanlarda daha iyi anlaşılacağını ifade ettim.

Üç: Sayın Başbakanın güneydoğudan sözgelimi Diyarbakır’dan aday olmasının çok anlamlı olacağını ve bunun Kürt sorununun çözümünde çok büyük kolaylık sağlayacağını söyledim.

Dört: Anlamsız güç kavgaları ile teşkilat ve halk sabrının daha fazla zorlanmaması gerektiği uyarısında bulundum.

Sonuç olarak;

Bir: Faruk Çelik’li Urfa, Bülent Arınç ve Sedat Yalçın’lı Bursa tam olarak zirve yaptı. Yani haklı çıktım.

İki: Sayın Başbakan önerdiğim gibi Diyarbakır’dan aday olma cesaretini ve jestini gösterebilmiş olsaydı eğer, tıpkı Faruk Çelik’in Urfa’yı derleyip toparladığı gibi Diyarbakır ve güneydoğu illeri de derlenip toparlanabilirdi. Şüphesiz bunu vekil sayısından çok, devasa bir sorununun çözümü açısından faydalı bulduğum için önermiştim. Şüphesiz yeni seçim sonuçlarına bakılarak “Kürt sorunu yoktur” cümlesinin bölgede nasıl bir etki yaptığının değerlendirilmesi halinde ne demek istediğim ve dolayısıyla haklılığım daha iyi anlaşılacaktır.

***

Beni bağışlayın ama son olarak şu soruyu sormadan edemeyeceğim.

Sedat Yalçın’ın pozisyonunu konuşmaya ve tartışmaya pek meraklı yerel medyamız bu tarihten sonra acaba neyi konuşup, neyi tartışacaktır?

 

Hasan Ünal/Gaste Bursa

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Yine O,Kazandı !

Şakir Çalışkan/Gaste Bursa

 

Tayyip Erdoğan her iki kişiden birinin oyunu alarak girdiği altıncı seçimden de müthiş bir zaferle çıktı. Halk aynı şarkının daha canlı olarak bir daha çalınmasını istedi. Erdoğan artık bir seçim sonrası klasiği haline gelen 3.balkon konuşmasını yaptı. Seçim öncesinde ne kadar sertse seçim sonrası konuşması da o kadar yumuşak, kucaklayıcı ve kuşatıcıydı. Sorumluluğunun arttığının farkındaydı, 74 milyonun başbakanı olma sözü verirken sözlerinde samimiydi.

Zaten işin sırı galiba bu samimiyette. Erdoğan da elbette her fani gibi hata yapıyor, hatta bu hatalar bazen büyük de olabiliyor ama insanlar neticede “bu insan samimi, çoğu zaman doğru şeyler yapıyor, elbet bazen yanlış ta yapabilir” diye düşünüyor, hataların üzerinde durmuyor, mazur görüyor. Ha diyeceksiniz ki mazur görmeyip de ne yapacak, var mı daha iyisi? Her iki kişiden biri Ak Parti diyorsa, Ak Parti, en yakın rakibini ikiye katlıyor ve % 50 ye ulaşıyorsa demek ki yok. Herkes kabul etmeli ki bu Tayyip Erdoğan’ın şeksiz şüphesiz kesin bir zaferidir. Başta Tayyip Erdoğan ve Ak Parti olmak herkes bu zafere sahip çıkmak zorundadır.

Balkon konuşmasında sayın başbakan halkın kendilerine sadece iktidar vermediğini, aynı zamanda diğer partilerle uzlaşma arayarak bir anayasa yapma görevi de verdiğini söyledi ki çok doğru bir tespitti, seçmenin mesajının çok iyi anlaşıldığı anlamına geliyordu. Zaten üst üste gelen seçim başarılarının diğer bir sırrı da bu doğru okuma ve gereğini yapma becerisi olsa gerek. Şimdi Ak Parti’ye düşen hükümet kurulur kurulmaz arayı hiç soğutmadan anayasa çalışmaları için diğer partilerin kapısını çalmaktır. Denilebilir ki başbakan zaten öyle yapacağını söyledi de acaba diğer partilerin kapısı bunca olan bitenden sonra o kadar kolay açılır mı? Doğrusunu söylemek gerekirse iki bakımdan zor. Birincisi seçim yenilgisinin hazmı kolay değildir, nefse ağır gelir, seçim meydanlarında karşılıklı söylenen onca ağır söz bir helallik dilemekle hemencecik unutulmaz. İkincisi ve bence daha önemlisi sonuçların muhalefetçe doğru okunmaması, seçmenin mesajının iyi anlaşılmaması ihtimali. Seçmeni iyi anlayabilse durumu herhalde daha parlak olurdu muhalefetin. Büyük ihtimal yine arıza çıkaracak ve yeni anayasa yapılmasına ayak direyecekler, çünkü onlar basit bir mantıkla “ yeni anayasa yapılırsa bu da iktidarın hanesine yazılır o halde ne yapıp edip bu işe mani olalım” diye düşünecekler.

İnşallah bu öngörümüzde yanılmış oluruz ve inşallah bu defa CHP, MHP ve BDP de paçalarına yapışmış şeytanın bacağını kırmayı başarabilirler. Aksi olur ve yeni anayasayı engellemeye çalışırlarsa bu saatten sonra bunu başaramayacakları gibi tarihten silinen partiler kervanına katılırlar. Seçmen tarafından üstü çizilmek istemeyen ülkenin geleceği adına kendine uzatılan ele sımsıkı sarılmak zorundadır. Seçmen kavga istemediğini, çalışanı, üreteni hiç gocunmadan ödüllendirdiğini gösterdi şimdi sıra seçilenlerde. Önümüzdeki seçimlerde seçmenden ödül almak isteyen daha fazla çalışmak zorunda.

Üçüncü Erdoğan dönemi ülkemize hayırlı uğurlu olsun. 

Şakir Çalışkan/Gaste Bursa

 
Yorumlar
Benzer Haberler
 
Yorum Ekle
Üye değilseniz üye olmak için tıklayınız.
Kullanıcı Adı
Parola


Misafir Yorumu Ekle

 
 
Anket
Yeni Anaya neler getirir?
Ülkeye huzur, zenginlik ve adalet sağlayacaktır.
Anayasayal hükümler yazarak, beyinleri değiştiremezsiniz.
Cumhuriyetin temel nitelikleri yok edilecektir.
Ülkeyi ırk, mezhep ve sınıflara ayrıştırabilir.
Yapılmış ve yapılacak olan hiçbir şeye inanmıyorum.
Sonuçlar
En Çok Okunan Haberler
En Çok Yorumlanan Haberler


Künye - Reklam - İletişim - Misyon-Vizyon - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri

Copyright © 2011 Gaste Bursa
Bu sitenin bütün hakları Gaste Bursa'ya aittir. Gaste Bursa İhlas Haber Ajansı'nın resmi abonesidir. Haber sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Gaste Bursa'da yayınlanan haberler ve makaleler İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazan kişiler sorumludur. Gaste Bursa Basın Ahlak İlkeleri'ne uymaya söz vermiştir.

Dünkü Gastebursa Bursa Haberleri -0,03125