|
Türkiye’des son dönemde özellikle MHP’deki kaset skandallarıyla ilgili yorumları ses getiren Zaman Gazetesi Yazarı Hüseyin Gülerce Bursa’dah haftalık olarak yayınlanan Ayna Gazetesi’ne konuştu.
Kendisini ‘68 kuşağının sağcısı’ olarak ifade eden Hüseyin Gülerce, “Gülen Hareketi’ni en rahat ifade edebileceğimiz siyasi taban
MHP tabanıdır” dedi.
Öğretmen, gazeteci, bir dönem Bursa Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevinde de bulunan, kitap ve köşe yazarı, asıl ününü ‘Fethullah Gülen’in sağ kolu’ olarak tanınmasıyla yapan Hüseyin Gülerce, Ayna Gazetesi’ne; siyasi konjonktürü, 12 Haziran’a bakış açısını anlattı
- 12 Haziran Seçimlerine kısa süre kala siyasi konjektrü nasıl yorumluyorsunuz. Partiler arası yarışın sonucu nasıl bir tablo ortaya çıkar?
- Seçimlerin farklı bir özelliği var. Bugüne kadar yapılanlardan önemli olmasının nedeni de önceki seçimler partilerin yarışı şeklinde geçiyordu son yapılan seçimlerden bu yana araya bir Ergenekon Davası girdi. Davanın özelliği ise bugüne kadar devlet içindeki yapılara hiç dokunulmadı. Darbeciler,cuntacılar bugüne değin hiç yargılanmadı. Dolayısı ile iki seçim arasında daha önceki dönemlerde hiç gözlemlenmeyen müthiş bir değişiklik mevcut. Türkiye’de demokrasiye müdahale ettikleri iddiası ile silahlı bir örgüt kurmaktan açılmış Ergenekon ve balyoz davaları var.Bu davalar Türkiye’nin gündemine darbeler nedeniyle hesaplaşmayı da getirdi. Dolayısıyla bu seçime halkın vesayet mi ,demokratikleşme mi tercihinin yapılacağı bir seçim olarak bakıyorum.
- Daha net anlaşılması bakımından ifadelerinizi açarmısınız?
- Bu seçim havasına girmeden seçimin öncesinde bu seçime benzer bir halk oylaması yapıldı. Referandum. Referandumun sonucu da çok önemli yüzde 58 çıkan evet vesayete karşı demokratikleşme iradesi olarak değerlendiriyorum ben .
Çünkü Hayır cephesinde yer alan CHP ve MHP Ergenekon sanıklarını yine savunmuştu. Buna rağmen sonuçta yüzde 42 almışlardı. Kısacası yüzde 58 evet te bir demokratikleşme iradesi var. Şimdi bu irade bundan 8 -9 ay önce çıkan demokratikleşme iradesi devam ediyor mu etmiyor mu, bu unsurun da değerlendirmesi net bir şekilde ortaya çıkacak. CHP VE MHP Ergenekon sanıklarını aday göstermek sureti ile duruşlarını devam ettiriyorlar.
- Tabii ki sizinle ilgili merak edilen bir konu var. Sn Fethullah Gülen hoca efendiye çok yakın olduğunuz her kesim tarafından biliniyor.Sizin yazılarınızda yada televizyon kanallarında yer alan açıklamalarınız yada vermek istediğiniz mesajların adresi olarak da aynı yer gösteriliyor.Ne dersiniz?
- Durumun öyle olmadığını söylüyorum ama öyle algılanıyor.
- Son dönemde içinde bulunduğunuz hareketin Ak Partiye açık destek verdiği,hatta hareket içinde sözüne itibar edilen biri olarak,cemaatin siyasallaştığı yönünde ki açıklamalara katılıyormusunuz?
- Referandumun gerçekleştirileceği yönünde karar alınmasından bu yana Gülen Hareketi’nin ve ya Hizmet Hareketinin siyasallaştığı hatta AK Parti’ye yoğun destek verdiği yönünde görüşler var.Doğrudur, size katılıyorum.
Ancak bu görüş referandumdan önce yoktu. Biz şöyle bir durumda kaldık. AK Parti de ‘Evet’ diyor. Bizim de referandumdaki görüşümüz Evet’ti. Ancak Numan Kurtulmuş da Evet yönünde yer aldı. Bu eleştiriyi yapanlar diğer ‘Evet’çi’ partileri görmediler Sadece siz AK Parti ile beraber Referandumda Evet için çalıştınız dendi.
Sonuçta bir sivil toplum hareketiyiz.Sivil toplum demokratikleşmeden yana tavır koyarsa sivil toplum olur.Eğer farklı hareket ederse El Haram Gazetesi gibi yarı resmi sivil toplum olur.
Türkiye’de bir ara Barolar için bu tür söylemler ortaya çıkmıştır.Darbeci Baro söylemleri dikkat çekmiştir.Bizim referandumda EVET için çalışmamız evet dememiz siyasallaşma değildir.
- Söylemleriniz de sık sık Diyalaoğ ve hoşgörü kavramlarını neden kullanıyorsunuz. Bazı kesimlere vermek istediğiniz bir mesaj mı var?
- Diyoloğa ,hoşgörüye bu ülkenin hava kadar su kadar ihtiyacı vardır.
Çünkü bu toplumda diyalog kopukluğu var.Bu toplumda birbirini dinlememe var.İnsanların birbirlerine tahammülsüzlükleri var,önyargılar var. Ben 35 senedir Yalova’da yaşıyorum. FETHULLAH GÜLEN’İN sağ kolu,sol kolu diyorlar.
Ben onların içindeyim.Sağ kolu olsam giderim Amerika da yaşarım sağ kolu olurum. Senede 2-3 kez ziyaretine giden adamdan sağ kol, sol kol olur mu yani.
Ama şunu söylüyorlarsa ben hoca efendinin fikirlerini, görüşlerini, en yakından takip eden insanın elbette ki.. Bir görüş paralelliği değerlendirme paralelliği mevcut. Ama hep önyargılar var.
“Amerika’dan niye gelmiyor Fethullah Gülen. O zaman Amerika’nın Büyük orta doğu projesinde yer alıyor” gibi iddialar ye alıyor. Onun için ben diyoloğun,görüş alışverişinin önemine inanıyorum.Şunu da açıkça söyleyebilirim ki referandumdaki EVET’in de vesayet karşısında demokratikleşme adına çok önemli bir adım olduğuna inanıyorum.
Hissediyorum ki referandumda bir demokratikleşme adımı atılmıştı.Bu seçimde de o adımın devam etmesi lazım.O adım sarsıntı geçirmemeli.
Bu AK Parti’ye parti olarak destek verin anlamına gelmez. Bu demokratikleşmeyi CHP ve MHP’de desteklemeliydiler.
Benim iki partiye eleştirim şu yüzden; Neden Ergenekon sanıklarını aday gösteriyorsunuz? Buna ihtiyacınız yok sizin .
Bilhassa CHP’nin bir Mehmet HABERAL’a ihtiyacı yok. Şimdi hem yeni CHP diyorlar hem de Süleyman Demirel’in tavsiye ettiği insanları aday gösteriyorlar.Bunun nesi yeni Allah Aşkına …..
Şimdi ben bu durumu eleştirmeyeyim mi Benim bir gazeteci olarak sorumluluğum var.
- MHP’de patlayan kaset skandallarının ardından gelen istifaları nasıl derlendiriyorsunuz? Bu gelişmelerin ardında MHP içinde ki bazı kesimler adres olarak Gülen hareketini gösterdi.‘Okyanus Ötesi’ söylemlerin artmasını yada adres olarak gösterilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bir insan çatı da elerinin üzerinde durmaya kalkarsa siz bunu anlamakta çok zorlanırsınız. Çünkü orası çok tehlikeli bir yerdir.
Orada Ayakta durmanız bile doğru değil, bir de ellerinizin üzerinde durmaya gayret gösteriyorsunuz. Bu durumu aklınızla izah edemezsiniz,mantığınız ile izah edemezsiniz.Bu duruma bir anlam veremezsiniz.Çizginin sağ tarafında bir siyasetçi Sayın Bahçeli.
MHP tabanı 12 Eylül’de işkenceler görmüş, yöneticileri idam ile yargılanmış. Bir de demokratikleşme fırsatı çıkmış referandumda siz de HAYIR için çalışmışsınız.
EVET ! için çalışan bir camiayı da referandumdan bu yana karşınıza alıyorsunuz.
Şimdi bakın çatıya çıktınız, bu yetmemiş gibi bir kaset olayı çıkmış.
Hoca Efendi dini en hassas şekilde yaşayan bir insan. Başkalarının günahları peşinde koşturur da, onların açıga çıkmasını ister mi?
Yani bunu sıradan bir insan, şuurlu bir mümine sorsanız cami cemaatinden bir insanı çevirseniz o bile buna itiraz ederken , ömrünü dinin yayılması için, peygamberin adının yayılması için geçiren bir insan Türkiye’de en yakın olduğu insanlara böyle bir şey yapar mı?
- Yani hareketin içinde MHP’ye oy vermiş insanlar olduğunu mu ifade ediyorsunuz?
- Bizim kendimizi en rahat ifade edebileceğimiz siyasi taban MHP tabanıdır.
Neden ? Bu insanlar yıllarca esir insanlardan söz ettiler. Bu insanlarla kardeşlik köprüleri kurulmasını istediler MHP’liler.
Şimdi Hoca efendi tavsiyeleri ile o insanların isteğini hayata geçirmiş oldu. Siz Türkiye Cumhuriyetlerinde bugün yüzlerce okul açmışsınız.
Tabandaki insana laf söyler mi Hoca Efendi? Onların kötülüğünü ister mi? O taban kendilerine yanlışlık yapan insanlara tavır koyuyor?
Eğer böyle bir şey olsa ben şimdi gidip o insanlara kendimi nasıl anlatacağım?.
- Anladığım kadarıyla kırgınlığız yönetim kadrosuna.
- Yanlışlık burada. Asıl şunu ifade etmek istiyorum tabanın sağ tarafında siyaset yapan bir politikacı Türkiye’de İlk defa bir Din Âlimine laf söylüyor. Oda Devlet Bahçeli..
Daha önce böyle bir şey hiç görülmedi. Demirel’e şöyle böyle laf ediliyor ama Demirel hiçbir din Alimi hakkında konuşmamıştır.
Ama bir şey daha oldu bu kasetlerle ilgili biliyorsunuz ,Sayı Başbakan Fethullah Gülen’i adres gösterilmesinden dolayı Sayın Bahçeli’yi kınadı. CHP Genel Başkan Yöneticileri kınadı. CHP bile kınarken, Sayın Bahçeli ikide bir laf ediyor. Ben bunun takdirini MHP tabanına bırakıyorum.
Ben Fatih Üniversitesi’nin açılışında vardım.Rahmetli Türkeş açılışa geldi ve Hoca Efendi ile yan yana oturdu. Tebrik etti ve daha sonra da mektup yazdı. Düşüncelerimizi siz gerçekleştiriyorsunuz diye kutladı. Bahçeli’nin yaptığına bakın, Sayın Türkeş’in yaptığına bakın. Rahmetli Türkeş’in yaptığı yanlış,Sayın Türkeş’i n yaptığı doğru mu? O zaman…
Şu anda CHP’nin tek bir çıkış yolu vardır; din ve dindar kesim ile meselesi olmadığını öyle seçim dönemindeki sembolik hareketlerle değil içten gelerek göstermesi lazımdır.
Başka hiçbir yolu yoktur. CHP’nin gidip çarşaflı kadınlarımıza rozet takmasıyla bu iş olmaz. Neden CHP’liler ile dindar insanlar arasında bir problem olsun ki aynı toplumun insanlarıyız.
Ben 68 kuşağının sağ tarafındayım .
Biz yıllarca kavgalardan, çatışmalardan bir şey kazanamayacağımızı gördük.1994 ‘TE Gazeteciler ve yazarlar platformu kurduk. Bu platform çerçevesinde kurulan ABANT oluşumunda kavga ettiğimiz insanlarla Türkiye’nin meselelerine çözüm aramak için bir araya geldik, çalıştık.
Ülkenin problemlerine çözüm aradık. Ancak bu tablo yıllar geçse de bir türlü siyasete yansımıyor ve nedense siyasete gelen insanlar siyaset kavgadan besleniyormuşçasına hareket ediyorlar.
- Siyasilerin kavgasından rahatsız olduğunuzu ifade ediyorsunuz..
- Sayın Başbakan’a da bir eleştirim var bu noktada? Mesela İsmet Paşa gibi bir Devlet adamını bugünün aktüel seçim atmosferinde gündeme getirmenin hiçbir manası yoktur. AK Partisi’ye de bir faydası da yoktur. Tam tersine hizmetlerinden dolayı AK Parti’ye oy verecek kararsız CHP’lilerin oyunu da kaybeder. İsmet Paşa sonra tarihi bir şahsiyet.İstiklal Harbi kahramanlarından. Siyasette daha sonra fikirlerini benimseseniz benimsemezsiniz o ayrı konu. Bu ülkede Başbakanlık yapmış İsmet Paşa, Erdoğan da Başbakan. Başbakanlık yapan herkesin Bu ülkeye ama az ama çok hizmet ettiğine inanıyorum. Koltuğunda oturduğu bir insanı eleştirmesi doğru değil.
Ama başbakan eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e de eleştiride bulunuyor..
Evet, Demirel’e de laf söylüyor Demirel’e laf söylemekle haklıdır.Çünkü Demirel ben oturduğum yerde oturuyorum diyor ama rahat oturmuyor.Vıdı vıdı konuşuyor. Konuştuğu için de cevabını alıyor.
- Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler sayın Gülerce…. |