Bugün
KUVVETLİ SAĞANAK YAĞIŞLI
7°C - 19°C
Yarın
SAĞANAK YAĞIŞLI
5°C - 20°C
   
 
  Özkök: Karabağlar'daki Hoca Efendi'yi çok arıyorum
 
  07.04.2011 11:20:16
  Okunma Sayısı:998

Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, 16 yıl önce İzmir'de görüştüğü Gülen'i yazdı..

Bundan tam 16 yıl önce İzmir Karabağlar'da görüştüğü Fethullah Gülen'i köşesine taşıyan Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, 'Çevremdeki ona saygılı birçok insan gibi, "cemaat" adına hareket ettiği iddia edilen bazı memurların, bazı köşe yazarlarının yarattığı "yeni derin devlet" imajından çok endişeliyim. O nedenle Karabağlar'da konuştuğum "Hocaefendi"yi çok arıyorum..' diye yazdı.

İşte Özkök'ün '16 yıldır öğrenemediğim 'istihbarat'' başlıklı o yazısı

21 Ocak 1995 günü İzmir'in Karabağlar semtindeki o evde karşılaştığım insanın, 16 yıl sonra Türkiye'nin en tartışılan ismi haline geleceğini aklımdan geçirmiyordum.

SÖZÜ EDİLEN İSTİHBARAT

Ama içimdeki ses bana, "onunla mutlaka konuşmam gerektiğini" söylüyordu."
Bugün geriye baktığımda aklımda kalan en önemli şey, o görüşmede bana sözü edilen bir "istihbarattı".

23 Ocak 1995 günü Hürriyet'te Fethullah Gülen'le 6 gün süren bir mülakat yayınlandı. Mülakatı yapan kişinin adı açıklanmamıştı.
İşte o mülakatı bizzat ben yapmıştım.
Nuriye Akman Hürriyet'te çalışırken, Fethullah Gülen'le bir pazar sohbeti yapmasını istemiştim. Hatta, kendim Gülen'in o günlerde en yakınındaki kişilerden biri olan Alaattin Kaya'yı arayarak, bu isteğimizi bildirmiştim.
Kaya gerçek bir diyalog insanıydı. Bazen "Keşke yeniden devreye girse" diye düşünüyorum.
Beklemediğimiz bir gelişme oldu.

NURİYE AKMAN'LA GÖRÜŞTÜ

Nuriye Akman, Hürriyet'ten ayrıldı ve Gülen de işte o dönemde kendisine randevu verdi.
Bunu öğrenince, apar topar Alaattin Kaya'yı arayarak Hürriyet'i de devreyi soktum ve Sabah'tan bir gün sonra biz de yayına başladık.
Gülen'le İzmir'in Karabağlar semtinde, iki katlı bir evde görüştüm. Evde son derece terbiyeli genç insanlar vardı. Alçak bir divanın üzerine oturdu ve uzun bir söyleşi yaptık.

PKK'DAN BİLE BÜYÜK TEHLİKE

O gün bana, kendisine ulaşan bir "istihbarattan" söz etmişti.
Konu Türkiye'de Sünni-Alevi gerginliğiydi. Bu kutuplaşmanın "PKK'dan bile büyük bir tehlike olduğunu" belirterek aynen şunu söylemişti:
"Geçenlerde bir yerde birisi bana istihbar ettiği bir şeyi intikal ettirmişti. Müsaade ederseniz bunları tahsis ettirmeyeceğim."
"İstihbarat" kelimesini üniversite yıllarımdan beri sevmem. Nedense bu kelimenin arkasında hep, "karanlık bazı ilişkiler" görürüm.
Hiç şüphesiz bunda, gençlik yıllarımızdaki MİT ve CIA paranoyalarının etkisi de vardır. O nedenle gazetelerdeki "istihbarat servisi" kavramının bile değişmesini arzu ederdim.

ARADAN 16 YIL GEÇTİ

Aradan 16 yıl geçti.
Gülen'e iletilen istihbaratın ne olduğunu hâlâ öğrenemedim.
Aynı konuda 1990'lı yılların ikinci yarısında bana da ulaşan bir "istihbarat" vardı ki, tüylerimi diken diken etmişti.
Bu konu, "Devletin gizli anayasası" denilen belgede yer alan bir maddeydi. O belgeyi Türk basınında ilk defa biz yayımlamıştık. Ama o maddeyi sansürlemiştim. Dilim hâlâ onu anlatmaya gitmiyor.
Zaman zaman komplo teorisine esir olan yanım dürter.
Acaba "Gülen'e gelen bilgiyle, bana gelen aynı şeyler miydi?"

YANLIŞ İMAJDAN ŞİKÂYETÇİYDİ

Kendisi hakkında oluşan "yanlış imajdan" şikâyetçiydi.
Ama o konuda başkaları kadar kendini de eleştiriyordu.
"Benim şahsi beceriksizliğim olabilir. Diyaloğa açığım dediğim halde pratikte bunu gerçekleştirememiş olabilirim."
Üzerindeki baskılar konusunda da yumuşak bir yorumu vardı:
"Belki de gerçekte bizim endişe ettiğimiz kadar da baskı yoktu, insan olarak biz, böyle sanki birileri bastırıyor,biz de bastırmaya geliyoruz gibi bir şey var." Geçen gün kendisine en yakın yazarlardan biri olan Hüseyin Gülerce'nin ona atfen çok benzer sözler aktardığını okuduk.
Ama insan sormadan edemiyor.

16 yıldır böyle bir imaj ve diyalogsuzluk sorunu varsa, bunun mutlaka iki tarafı vardır. Çevremdeki ona saygılı birçok insan gibi, "cemaat" adına hareket ettiği iddia edilen bazı memurların, bazı köşe yazarlarının yarattığı "yeni derin devlet" imajından çok endişeliyim. O nedenle Karabağlar'da konuştuğum "Hocaefendi"yi çok arıyorum...

Ensonhaber

 
Yorumlar
Benzer Haberler
 
Yorum Ekle
Üye değilseniz üye olmak için tıklayınız.
Kullanıcı Adı
Parola


Misafir Yorumu Ekle

 
 
Anket
Yeni Anaya neler getirir?
Ülkeye huzur, zenginlik ve adalet sağlayacaktır.
Anayasayal hükümler yazarak, beyinleri değiştiremezsiniz.
Cumhuriyetin temel nitelikleri yok edilecektir.
Ülkeyi ırk, mezhep ve sınıflara ayrıştırabilir.
Yapılmış ve yapılacak olan hiçbir şeye inanmıyorum.
Sonuçlar
En Çok Okunan Haberler
En Çok Yorumlanan Haberler


Künye - Reklam - İletişim - Misyon-Vizyon - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri

Copyright © 2011 Gaste Bursa
Bu sitenin bütün hakları Gaste Bursa'ya aittir. Gaste Bursa İhlas Haber Ajansı'nın resmi abonesidir. Haber sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Gaste Bursa'da yayınlanan haberler ve makaleler İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazan kişiler sorumludur. Gaste Bursa Basın Ahlak İlkeleri'ne uymaya söz vermiştir.

Dünkü Gastebursa Bursa Haberleri -0,03125