|
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi profesörlerinden Orhan Çeker'in “Sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmaz. Tahrikten sonra şikâyet etmen makul değil. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyen kadının da etkisi küçümsenemez” açıklamasının ardından başlayan tartışmalara Zaman Yazarı Ali Bulaç da katıldı. Çeker’in adeta lince tabi tutulduğunu söyleyen Bulaç, İslami kimliği olan akademisyenlerin ifade özgürlüklerini kullanmaya sıra geldiğinde bazı demokrat görünümlü kesimlerin bir anda yasakçı kesildiğine işaret etti.
Tahrik unsurunun tecavüz suçunun mazereti sayılamayacağını belirten Bulaç, buna rağmen tahrikin tecavüz sebebi olabileceğini dile getirdi. Bulaç, yazısında şu görüşlere yer verdi: “Cinsel tahrik veya çıplaklığı tecavüz suçuna mazeret veya gerekçe sayamayız ama, sebepleri göz ardı ettiğimizde ne kadar gerçekçi davranmış oluruz, bunu soralım. Prof. Orhan Çeker bu olguya dikkat çekmekte, tahrike verilen tecavüz suçunun "sürpriz" olmayacağına söylemekte, ayrıca tecavüz suçunun "iğrenç" olduğunu belirtmektedir. Ahzab, 59. ayette "başörtüsü hükmüne gösterilen iki illet"ten biri "Müslüman kadınların öyle (başörtülü) tanınmaları" diğeri "eziyet görmemeleri" değil mi? Tecavüz veya cinsel taciz tam da ayetin "eziyet" dediği şeydir. Sayın Çeker hakkında başlatılan incelemenin sonucunu sabırla bekleyeceğiz. Bu, sözü eğip bükmeyen dindarların ne kadarlık ifade özgürlüğüne sahip olduklarını göstermesi bakımından iyi bir kıstas olacaktır.” |