Bugün
KUVVETLİ SAĞANAK YAĞIŞLI
7°C - 19°C
Yarın
SAĞANAK YAĞIŞLI
5°C - 20°C
   
 
  Osman Sami,İskenderpaşa analizine devam etti..
 
  12.07.2011 18:40:53
  Okunma Sayısı:910

Yazarımız Osman Sami Erdoğan,seçim öncesinde çok sansasyon yaratan Nurettin Coşan'ın açıklamalarıyla ilgili  bir değerlendirme yazısı  yazmıştı.Bu yazı o kadar ilgi çekti ki sitemizde ve facebookta okunma rekorları kırdı.Yazıya çok sayıda yorum geldi.Yorumlar kendi arasında adeta bir foruma dönüştü.Öyle oldu ki bütün bu yazılanlar ve yorumlar ayrı bir analiz ihtiyacı gösterdi.Bütün bunlar aslında konunun kamuoyunda yeterince tartışılmadığı ve tartışılma ihtiyacını ortaya koymaktaydı.Şimdi sözü Osman Sami Erdoğan'a bırakıyor ve "tartışılmayan hiçbir şey kalmasın" diyoruz:



 ÖNCEKİ MAKALEME DAİR BİR ANALİZ

 

Yazmış olduğum - İskenderpaşadan Özür Dileyin-  başlıklı yazıma göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı siz değerli okuyucularıma teşekkür ederim.

 

Binlerce insana ulaştı. Şahsımın maksadı hiçbir zaman mağrurlanma, gururlanma olmadı.

 

Dünyanın farklı bölgelerinden destek de geldi az da olsa eleştiri de. Bir şekilde şahsıma ulaşan herkese müteşekkirim.

 

Ülkemizde şöyle bir durumun varlığını bir kez daha farkettim. Doğru olan bir strateji ortaya koyulur. Koyulduğu anda sabitlenmiş bakışlara ters bir yönden koyuluyorsa taşa tutulur.

 

 - Bekleyelim görelim - sabrını bir kesim gösteremiyor veya göstermek istemiyor. Ortaya koyulan strateji haklı çıktığı takdirde, birileri eski tepkileri bugünkü hayırlı sonuçla karşılaştırdığı zaman - Bak bak bak nasıl da gururlanıyor- diyenler çıkıyor. Bu durumu şu şekilde yorumluyorum. Bu durum öngörüsüzlüğün, yanılmışlığın kabullenilmemesi durumudur.

 

Herkes her zaman doğru karar vermeyebilir. Amenna, buna bir itirazımız yok.

Prof. Dr. Mahmud Esad COŞAN  (rh.a) hoca efendinin,  Haziran 1990 Adapazarı konuşması şu şekildedir merhumun:

 

“Herkesten azamî derecede faydalanmak zorundayız. “Efendim, şu partiden falanca olduğu için ona küsmek… Filân.” gibi bir şeyi de, biraz mahalle çocuklarının dargınlığı gibi görüyorum, iptidaî bir şey olarak görüyorum.

 

İcabında MÇP’yi desteklemek, icabında IDP’yi desteklemek, icabında SHP’yi desteklemek bilimsel bir şey olarak gerekebilir.

 

“Herkesten istifade etmeliyiz, herkesi kurtarmaya çalışmalıyız. Herkesi doğru çizgiye çekmeye çalışmalıyız. Her iyi şeyi, iyi gelişmeyi desteklemeliyiz. Ne yapacağını bilen insanlar, kimi destekleyeceğini bilir, ne söz söyleyeceğini bilir. Ne yapacağını bilmeyen insanlar, alışmış oldukları şeylerle, klasik şeylerle mücadele verirler ve bir şey elde edemezler.”

 

Esad Coşan hoca efendi, o zaman bile şimdinin MHP’si olan MÇP’yi ve şimdinin CHP’si olan SHP’yi desteklemenin icap ettiğinde gerekebileceğini söylemiştir.

 

Bazı tasavvuftan bi haber eleştiriler de aldım. Neymiş? -efendim hocalar sorgulanmalı kararlarına ona göre uyulmalı veya uyulmamalı-

 

Cahil cesaretiyle her platformda “Nureddin Coşan’a itaat etmeyin” algısını yaymaya çalışan bu sırtlan ruhluların sundukları örnek, sahabelerin zaman zaman peygambere şöyle hitap ediyor olmalarıydı:

 

“Ey Allah’ın Rasûlü, bu, gökten gelen bir vahiy midir ki, Allah’ın emrine teslim olalım? Yoksa bu senin reyin ve isteğin midir ki, bizim reyimiz ve isteğimiz senin reyine tabi olsun!”

 

İlk bakışta akla yatan ve insana mantıklı gelen bu örnekte çok büyük saptırmalar mevcut ne yazık ki.

 

Tasavvuf; iman, islam ve ihsan halkalarından üçüncüsüyle, yani ihsanla ilgilenir. Kişi bu ihsan halkasında yol alırken yanlış yönlere kaymamak, hata etmemek için kendisine bir  mürşid-i kamili rehber ve model edinir. Mürşidine, onun her sözünü dinleyeceğine dair tam, şartsız, süresiz kesin bir beyat verir. (Kur’an’ın kati naslarına açıkça aykırı durumlar hariçtir.)

 

Buna benzer beyat almalar peygamberimiz devrinde de olmuştur. Bunlardan bir tanesi de Hudeybiye Antlaşması öncesinde yapılan beyattır.

 

Hudeybiye antlaşması öncesi müslümanlar tek tek peygamberimiz önünde onun sözünden çıkmayacaklarına, savaş olursa dönmeyeceklerine söz verip, biat tazelediler. (İman eden müslüman birinin Peygamber Efendimize biat tazelemesi ilginç değil mi? Ben bunu ayet inmesine gerek kalmadan, benim sözüme uyacaksınız olarak anlıyorum.)

Anlaşma görünürde müslümanların aleyhine olunca, başta Hz. Ömer olmak üzere, “Hz. Ebubekir hariç” hemen hemen bütün sahabe az çok taşkınlık göstererek, geri dönmek istemediler, anlaşmanın her an bozulacağını ümid ettiler.

 

Peygamberimizin üç kere üst üste traş olup kurbanınızı kesin emrine rağmen (biatlarına rağmen) emrin verildiği anda itaat etmediler. Çünkü sebebini bilmedikleri bir sebepten aleyhlerine bir antlaşma yapmışlardı. Ve umrelerini yarıda kesmişlerdi.

 

Peygamberimiz hiçbirisine bana Allah katından bilgi verildi demedi. O an ayet de inmemişti. Peygamber Efendimiz, üzgün bir şekilde Ümmu Seleme annemizin çadırına girip durumu anlatınca, Ümmu Seleme annemiz Peygamber Efendimize tavsiyede bulundu. Kendisinin kurban kesip, traş olmasını ve peşinden ashab-ı kiramın onu takip edeceğini söyledi. Peygamber Efendimiz bu istişare sonucu denileni yaptı ve sahabe de kendisini takip etti.

 

Sahabe üzerlerine Peygamber Efendimizi dinlemedikleri için helak ayetlerinin ineceğinden çok çekindiler. Allah-u Teala bu anlaşma sonucunun hayırlı olacağını bildiren ayetleri de içeren Fetih suresini indirdi. Kaynaklarda, Hz. Ömer’in o gün Peygamber Efendimize ettiği sözlerinden duyduğu korku sebebiyle sonrasında akıbetinin hayrolması için çokça nafile ibadet yaptığı, sadakalar verdiği ve köleler azat ettiği geçer.

 

Müslümanların Hudeybiye anlaşmasının sırrına vakıf olabilmeleri için yaklaşık 2 yıl geçmesi gerekti.

 

Peygamber Efendimiz kendisine ayet inmeden bu hadiseyi yaşamış ve sahabenin de kendisine biat etmesini istemiştir. Ve sahabe orada bir imtihandan geçmiştir. Bakara suresi 216 ayetinin sırrı bir kez daha ortaya çıkmıştır: “….Bazen siz bir şeyden hoşlanmazsınız, halbuki o sizin için bir hayırdır. Bazen de bir şeyi sever, istersiniz, halbuki o sizin icin bir şerdir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (el-Bakara, 216)

 

Yukarıda da ifade edildiği üzere hiçbir ayet inmemesine rağmen, eğer ki beyat verilmişse, beyat verilen kişiye itaat zorunludur. Bunun hiçbir arka yolu, kaçışı da yoktur. Peki yukarıdaki hadise de sahabe neden “Ey Allah’ın Rasûlü, bu, gökten gelen bir vahiy midir ki, Allah’ın emrine teslim olalım? Yoksa bu senin reyin ve isteğin midir ki, bizim reyimiz ve isteğimiz senin reyine tabi olsun!” demiştir? Elbette öncesinde peygambere kesin kes itaat edeceğine dair bir beyat vermedikleri için!

 

Oysa bir mürşide bağlanırken mürid, ömrü boyunca, hiçbir itirazda bulunmadan, kesin ve kat’i şekilde mürşidinin emrine itaat edeceğine dair beyat etmektedir. Dolayısıyla da bir mürid için yukarıdaki gibi emri sorgulaması ve keyfine göre itaat etmesi gibi bir durum söz konusu dahi olamaz. Bir mürid hocasının emri her ne olursa olsun itaat etmekle yükümlüdür.

 

Bu konuda Esad Coşan hocamızın sözleri de oldukça güzel ve manidardır. Mürşidinin sözünü tutmayan kişiye, mürid-i mürted yani mürted mürid demektedir. O kişinin tarikatten çıkıp gitmiş, ayrılmış olacağını ifade etmektedir:

 

 

 Merhum Esad hocamıza sözü bırakıyorum;

 

"İnsanın hocası anasından babasından önce gelir çünkü “peygamber vekilidir”. Oyuncak değildir. Bu makam yüksek makamdır. Millet oyun oynar gibi dervişlik yapıyor. Bir giriyor bir çıkıyor. Oyuncak mı burası? Oyuncak mı burası! Bir el öpüyor, bir beğenmiyor el sıkıyor. Bir kızıyor, bir tereddüt ediyor, bir bağlanıyor, bir kopuyor. Çocuk bahçesi mi burası? Oyuncak sanıyor millet Allah yolunu, cennet yolunu. Cehenneme düşmemeye garantisi var sanıyor… Cennete hemen girivereceğini sanıyor… Bizi de bu yüzden anne babadan üstün tutmanız gerekiyor.

 

Razı olan olur, olmayan kendi bilir, buyursun dünya geniştir. Nice insanlar çayırlarda dolaşıyor, nice hayvanlar otlaklarda otluyor. Meydan geniştir,isteyen istediği yere dağılsın, yayılsın, gitsin. Ama bu iş ciddidir, bu iş oyuncak değildir.

 

İnsan beyat etti mi, beyatından sorarlar. Şeyhi bir beğen, bir beğenme, bir hoşgör, bir hoşgörme. Ona ne derler? Mürid-i mecazi derler. Biraz daha ileri giderse mürid-i mürted derler. Çıkmış gitmiştir yani.”

 

Konuyla alakalı olduğundan Akşemseddin ile Hacı Bayram-ı Veli’nin kıssasını da anlatmak gerekir. Akşemseddin bağlı olduğu hocasından kırk yıllık talebelere göre çok önce icazet alınca, Hacı Bayram-ı Veli’ye bu işin hikmetini sorarlar. O da der ki: “Siz benim emirlerimin hikmetini sorguluyor, sebebini öğreniyor ve ondan sonra itaat ediyordunuz. Oysa Akşemseddin önce itaat ediyor, emri yerine getiriyor, zamanı geldiğinde ise hikmetini anlıyordu.”

 

Hacı Bayram Veli’den mürid sayısını isteyen II. Murat’a gönderilen cevap ve ilgili kıssa da manidardır. Okumak isteyenler buradan istifade edebilirler."

 

Bu sırtlanlar, hain mahluklar grubu, 1990′da Esad Coşan, Mesut Yılmaz’lı Anap’a BBP ile seçim ittifakı yapması koşuluyla destek verdiğinde “oylar bölünüyor”, “şeyhi dinlemeyin”, “dinden çıktılar” gibi laflar etmişlerdi. Bu laflar aslında Refah Partililerce edilen küfürler ve hakaretlerin yanında çok çok sönük kalıyordu. Esad Coşan’ın yanından çok kopup gidenler oldu. Fakat 28 Şubat’ta tüm muhalefet onlarca gensoru önergesiyle Refah hükümetini düşürmeye çalışırken Esad Coşan hocaefendinin ANAP’la birlikte meclise soktuğu bir avuç BBP’li kardeşimiz hükümetin düşmemesi için tek dayanak olmuşlardı. Erbakan her gensorudan sonra Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanına teşekkür etmeye çıkıyordu. Böylesine hayati zamanlarda, hayati hamleler yapan bir cemaatin mensupları, hocalarının kararları hakkında yorum yaparken bir kere daha düşünmelidirler.

 

Durum bu kadar açıkken, bazı sırtlanların, leş kargaların, hain köpeklerin aldatmalarına inanmamak, kanmamak, böylesine muhterem ve abide bir mürşid-i kâmile hem itaatsizlik hem de düşmanlık etmemek gerekir!

 

Şunu soran mailler aldım. - 1970 lerden beri ne yaptı ki bu cemaat?-

 

Pek çok kişi İskenderpaşa’nın tarih içinde yaptığı kritik siyasi hamlelerinden ve sonuçlarından habersizdir. Dolayısıyla bu hamleleri bilmeyenler bugünlerde Nureddin Coşan tarafından kaleme alınan seçim bildirisini de anlamakta zorlanıyorlar. Bu konu hakkında Hüsamettin Meral tarafından yazılmış güzel bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:

 

“1974 senesinde dönemin dindar partisi MSP, meşhur 163. maddeden mahkum olan dindar insanları kurtarmayı hedefledi. Bu insanlara verilen hapis cezası miktarları ortalama olarak 2-3-4 yıldı. Bu insanları kurtarmak için de bir “af yasası” planladılar.

 

Erbakan’ın ve çoğu MSP’linin bağlı olduğunu iddia ettiği Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi, bu af yasasına şiddetle karşı çıkmış, bunun genel affa dönüşeceğini söylemiş, az sayıda birkaç yıl hapis cezası yemiş dindar insanı kurtarmakla beraber bir sürü eli-kanlı teröristin sokaklara çıkacağı uyarısını yapmıştı.

 

MSP’nin liderinin ve yöneticilerinin buna verdikleri cevap şu oldu; “Mehmed Zahid Kotku Hocamız siyasetten hiç anlamıyor…”

 

Ve sonuçta, aynen M.Z. Kotku Hoca efendinin dediği gibi oldu, af yasası CHP’nin tezgâhı ile birden genel affa dönüştü. Eli-kanlı teröristler sokaklara çıkınca ülkede kan-gövdeyi götürdü. Ardından gelen darbe ile bir sürü dindar insan hapishanelerde çok daha büyük zulümlere, işkencelere maruz kaldı.

 

1991 senesinde körfez krizini bahane gösteren Prof. Es’ad Coşan Hocaefendi, herkesin en kaliteli en güzel otomatik tüfekleri almasını isteyince Refah partisindeki çoğu kardeşimiz her zaman olduğu yine hikmeti kavrayamamış, bu yazıyla dalga geçmişlerdi…

 

Ama sonuçta, dalga geçenler gibi hayal dünyasında yüzmeyen pek çok BBP’li ve MHP’li inançlı insan; “Es’ad Hoca büyük bir velidir, bunu yazdıysa bir sebebi vardır deyip, dergide çıkan yazıyı fotokopi ile çoğaltarak tüm Türkiye’ye dağıtmışlardı.

 

Bunun sonucunda, 60 yılda 6000 tüfek satılan Türkiye’de bir anda otomatik av tüfekleri satışları patlamış, bir yılda bir milyondan fazla otomatik av tüfeği satılmış, birkaç sene sonra da 5 milyonu geçmişti.

 

1995 senesine gelindiğinde, İskenderpaşa Cemaatinin, bilinen ve çok sevilen ismi , Hakyol Vakfının Genel Müdürü Av. İsmail Durak Ünlü bey ANAP’dan milletvekili oldu. Refah Partisi camiası yine ayaklanarak, buna onay veren Prof. Es’ad Coşan Hocaefendi için “amerikan ajanlığı-münafıklık- mason aşığı” olma iddialarını her yerde pervasızca söylemişti.

 

İsmail Durak Ünlü Bey, ANAP’ dan milletvekili seçildikten kısa bir sürü sonra beklendiği gibi BBP partisi saflarına geçti.

 

28 Şubat sürecine gelindiğinde, hiçbir zaman hikmeti kavrayamamış bu camiaya “Sakın imzalamayın. İmzalarsanız bunları uygulamaya koyarlar. Tüm ülke de büyük sıkıntılar olur, dindar insanlar bir kez daha ezilirler” lafı dinlenmemiş, “Bunlar tavsiye kararı, uygulanması mümkün değil. Siz siyasetten anlamıyorsunuz…” diye her seferinde olduğu gibi itiraz etmişlerdi…

 

Sonuçta, İskenderpaşa bir kez daha haklı çıkmış, “tavsiye kararları” denen kararlar acımasızca uygulanmıştı…

 

Cunta bununlada kalmamış, milyonlarca insanın ölebileceği bir eylem planını uygulamaya kalkınca, beğenilmeyen, küçümsenen büyük adam Muhsin Yazıcıoğlu restini çekmiştir : “Türkiye, İran-Cezayir olmaz. Ama Türkiye’nin Suriye olmasına da asla izin vermeyiz…”

 

Cuntacılar o anda, Muhsin Bey’in o çıkışının ve o milyonlarca otomatik tüfeğin ne anlama geldiğini anlayıvermişti. Türkiye büyük bir uçurumun eşiğinden dönüvermişti…

 

Şu anda da Akparti gayet iyi niyetle “eve dönüş yasası”nı revize ederek seçimlerden sonra yeniden meclise getirme hazırlığında… Tıpkı 1974′de olduğu gibi son derece iyi niyetli bir af yasası hazırlığında. Ve tıpkı CHP’de aynı 1974 senesinde olduğu gibi af yasasını büyütme hazırlığında. BDP ise dünden razı…

 

Hikmetten anlamayan bazı kardeşlerimiz;

 

1974′de çıkarılan af yasasında söz dinlemediler.

 

1979′da ihtilalden önce size yapılan uyarıları dinlemediler.

 

1991′de ruhsatlı av tüfeği alın sözlerini dinlemediler.

 

1995′de , İ. D. Ünlü′nün milletvekili seçilme hikmetini dinlemediler.

 

1997′de, 28 şubat kararlarını imzalamayın sözünü dinlemediler.

 

 

Bazıları dedilerki -Ya kardeşim AK PARTİ ve AK PARTİLİLER için o kadar hakaret sıralamış ona uyulur mu?

 

Ak partiye oy veren kardeşlerimiz İskenderpaşa cemaati lideri Nureddin Coşan Bey’in seçim bildirisinde geçen bir paragrafa takılmış durumdalar. Bu paragrafı aşağıda alıntılayayım;

 

“Maneviyat bahçemize dadanmış domuz sürülerini, sırtlanları, hain köpekleri, kurnaz tilkileri, leş kargalarını, kanımızı, canımızı, değerlerimizi, zenginliklerimizi emmeğe yeltenen sülükleri, asalakları silkele, sırtından at, kamburunu düzelt, el ele ver, gücünü topla, maneviyatını düzelt, iyileri bul, onlarla birleş, işbirliği yap, yanlışı düzelt!”

 

Mehmed Zahid Kotku’nun torunu, Mahmud Esad Coşan’ın oğlu olan, yetişmiş bir ilim önderi ve nakşibendi lideri olan Nureddin Coşan gibi manevi bir şahsiyetin, saygıdeğer bir alimin hiçbir müslüman için böyle bir hitap kullanmayacağı açık ve nettir. Bununla birlikte yurdumuzun her köşesinde söz konusu satırlarda ifade edilen karaktere sahip kişilerin var olduğu gerçektir.

 

Dolayısıyla söz konusu satırlar Ak partili müslümanlar için kullanılmamıştır. Bunun ispatını da yine aynı metin içerisinden bulmamız mümkündür. Özellikle aşağıda alıntılanacak satırlara Ak partili kardeşler özellikle dikkat etmelidir.

 

Bunu daha önce yaptın. Güzeli seçtin, güzelleştin, güçlendin. Örnek oldun, öncü oldun, yol gösterdin, ilham kaynağı oldun, sevildin…”

 

İskenderpaşa’nın bu seçimden önce 2002′de destek verdiği parti AK PARTİ’dir. Söz konusu satırda buna atıfta bulunulmakta ve “güzeli seçtin” denilmektedir.

 

“Şimdi silkin, şimdi uyan, dengeleri boz. “Bozkurtlara” fırsat ver, yol ver, OY ver. Çeki düzen versin, destek olsun dostlara, fayda versin, tek yürek olsun iyiler.”

 

Yine yukarıdaki satırlarda, bozkurtların destek vermesini ve çeki düzen vermesini istediği “dostlar” da Ak partililerdir.

 

Aynı metinde başbakandan ise “Haydi! Yalnız bırakmayalım meydanda özgürlükler vaad ede gelen arkadaşı.” diye bahsedildiği görülmektedir.

 

Saygıdeğer Nureddin Coşan’ın tüm bu iyi sıfatlarla andığı Akpartili müslüman kardeşlerimize yukarıdaki satırları söylemesi düşünülemez.

 

Öyleyse bildiriyi okuyan hiçbir Ak partili müslüman kardeşimiz “domuz sürüleri, leş kargaları” ifadelerini üzerine alınmamalıdır.  Onları kandırmak isteyen, mürşid-i kâmil Nureddin Coşan’a düşman etmek isteyen gerçek sırtlanlara ve leş kargalarına kulak asmamalıdırlar.

 

Bu arada RAZI OLSUN ÂLEMLERİN EFENDİSİ BİZDEN derken hoca efendi ALLAH C.C kastetmiştir.

 

 

Osman Sami ERDOĞAN

 

osmansami@hotmail.com.tr

 

 

Not: Katkılarından dolayı Furkan BÖLÜKBAŞI’ na, teşekkür ederim.

 

 

 

 

 
Yorumlar
- metnin kısaca manası ne?
arkadaşlar kardeşi kardeşe kırdırma oyunu bozulmuştur.türk-kürt (mhp yi baraja takarak bdp yi güçlendirerek).birisi bütün yafta ve etiketlere rağmen tarihi bir misyon yüklenerek buna dur demesi lazımdı.bu misyonu muhterem muharrem nureddin coşan bey yüklendi. zor zaman da konuşmak taş çiğnemek kadar zordur.bu millet yıllar sonrada olsa bu muhterem hocaefendiyi saygıyla yad edecektir. dünün hesabını soranlara tavsiyem o gün misyon yüklenip açıklama yapanları iyi anlamamalarındandı.hesap sorulması gerekenler o zamanın kendini beğenmiş siyasi abileridir.
Misafir, ishak islamoğlu
27 Temmuz 2011 Çarşamba 11:24:25

- Ya Metin Yüksel ne olacak?
Osman Sami Erdoğan kendisini ikna etmiş, ikna olmuşluğunu pekiştirmek için de bu yazıyı kaleme almış. Eyvallah. Hudeybiye örneğinden kati naslar üretip, Esad Coşan hocaefendinin sözleri ile de destekleyerek "herkes buna uymalı" diye buyruk çıkarmış. Bu da kendisini bağlar buna da eyvallah da; oylarınızla İhsan Barutçu'yu meclise göndermenizin hesabını nasıl vereceksiniz? İhsan Barutçu kim midir? Nurettin Coşan ile aynı yaşlarda olan, dönemin İslamcı gençlik lideri Metin Yüksel'i Cuma namazı çıkışı İskenderpaşa'dan 200 metre ötedeki Fatih Camii'nin avlusunda 1979 kışında katleden canilerden birisi (ispatlı). Metin Yüsel'i bilir misiniz peki? Sizler-bizler var olalım diye canını vemiş bir ADAM'ın katilini mebus yapan ince siyasetiniz sizin olsun. Şehidimin şefaati de bizim...
Misafir, bahtiyar
26 Temmuz 2011 Salı 11:41:13

- yormayın
n.coşana pruf hayrettin karaman en iyi cevabı verdi.teville milleti yanıltmayın. kayıtsız şartsız itaat allah ve rasulüne olu.şeyh kuran ve sünnete uymazsa zaten mürşit değil mülhiddir..vesselam
Misafir, recep
13 Temmuz 2011 Çarşamba 15:53:09

- İskenderpaşa ne yaptı diyenlere...
İskenderpaşa ne yaptı diyenler, zahmet edip de 1 Mart 2003 tezkeresinin TBMM'den nasıl geçemediğini araştırsınlar... Cevap olarak bu yeter onlara... http://www.iskenderpasa.com/FA0DB11A-00E2-4F22-9E6D-6A99800EFDD0.aspx
Misafir, Mehmet CAVGA
13 Temmuz 2011 Çarşamba 14:49:50

Benzer Haberler
 
Yorum Ekle
Üye değilseniz üye olmak için tıklayınız.
Kullanıcı Adı
Parola


Misafir Yorumu Ekle

 
 
Anket
Yeni Anaya neler getirir?
Ülkeye huzur, zenginlik ve adalet sağlayacaktır.
Anayasayal hükümler yazarak, beyinleri değiştiremezsiniz.
Cumhuriyetin temel nitelikleri yok edilecektir.
Ülkeyi ırk, mezhep ve sınıflara ayrıştırabilir.
Yapılmış ve yapılacak olan hiçbir şeye inanmıyorum.
Sonuçlar
En Çok Okunan Haberler
En Çok Yorumlanan Haberler


Künye - Reklam - İletişim - Misyon-Vizyon - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri

Copyright © 2011 Gaste Bursa
Bu sitenin bütün hakları Gaste Bursa'ya aittir. Gaste Bursa İhlas Haber Ajansı'nın resmi abonesidir. Haber sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Gaste Bursa'da yayınlanan haberler ve makaleler İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazan kişiler sorumludur. Gaste Bursa Basın Ahlak İlkeleri'ne uymaya söz vermiştir.

Dünkü Gastebursa Bursa Haberleri -0,06201