Milli Görüş hareketi tarihinin en hareketli ve en karmaşık günlerini yaşıyor bu günlerde.
Bu karmaşa ve bu olağandışı hareketlilik milli görüş geleneğinin pek de alışık olmadığı bir durum olsa gerek.
Çünkü Milli Görüş bir siyasal hareketten ziyade bir cemaat görüntüsü verdi hep on yıllar boyunca.
Tartışma yerine itaat kültürü egemen olageldi Milli Görüş partilerinde.
Lidere mutlak itaat ve mutlak bağlılık esastı bilindiği gibi.
Şimdilerde Milli Görüş çatısı altında yaşanan bu sancı nöbetleri bir doğumun olabileceği gibi bir ölümün de habercisi olabilir.
Bu satırların sahibi Milli Görüş evinde süren bu harareti ve heyecan dozu hayli yüksek arbedenin, bir miras kavgasından ibaret olduğunu düşünüyor.
Hiç kuşkunuz olmasın ki arbedeye konu olan miras, Milli Görüşün manevi mirası değildir.
Milli Görüş mefkûresi üzerinden Milli Görüş liderinin ardında bırakacağı terekesinin kavgası verilmektedir.
İşte Erbakan ailesinin yediden yetmişe bütün fertleri ile bu kavgada rol olması tam da bu sebepledir.
Kongrede / kongrelerde cevabı aranan / aranacak olan soru şu olsa gerek.
Milli Görüş hareketinin doğal lideri Necmettin Erbakan’ın kayıp trilyon davası nedeniyle aldığı para cezası nasıl ve nereden ödenecek.
Numan Kurtulmuş liderliğinde oluşan ve aileden hiçbir ferdin içinde yer almadığı yeni parti yönetimi bu cezayı Erbakan’ın kişisel malvarlığına dokunmadan ödemeyi taahhüt ve tekeffül etmiş olsa idi, olağanüstü kongre çağrısına gerek kalmayabilirdi.
Çünkü şimdilerde kutsal savaş adına kazan kaldıran aile fertleri, kendilerine miras kalacak mal varlığından bu cezanın ödenmesini zinhar kabul etmiyorlar.
Sözün özü şudur.
Saadet partisinde yaşanan olağanüstü kongre sürecinden kimin genel başkan olarak çıkacağı ak saçlı ağabeyler için herhangi bir önem arz etmiyor.
Peki, milli Görüş tabanı?
Onlar zaten akşaçlı ağabeyler nezdinde hiçbir zaman bir önem arz etmediler ki.
İlyas Ermiş