Gaste Bursa | İnternetteki Haberiniz
Gaste Bursa - Hava Durumu Güneşli
31°C
17°C
Yarın Parçalı Bulutlu
32°C/18°C
Gaste Bursa - Hava Durumu
Sık Kullanılanlara Ekle | Açılış Sayfası Yap | İletişim | Künye
Güncelleme: 01 Ocak 0001 Pazartesi 00:00 TSİ



Açılım + Terör + İhanet = Hükümet = İNEGÖL
Hasan Ünal
1
Yorum   Yorum Gönder     Metin: A A     Diğer Yazıları    Bookmark and Share
 

 

Ak Parti’nin, referandum stratejisini darbe karşıtlığı mantığıyla 12 eylülle hesaplaşmak  üzerine, muhalefetin ise, hükümetin açılım politikalarının yanlışlığı ve yıkıcılığı üzerine kurguladığı çok açık.
 
Tarafların stratejilerini belirlerken anayasa değişiklik paketinin ayrıntıları üzerinde durmaktan özellikle kaçındıkları onun yerine rakiplerinin zayıf noktaları üzerinde durmayı tercih ettikleri belli.
 
Ak Parti’nin, yapısını değiştirmeyi düşündüğü yargı ve benzeri kurumları hedef aldığına dair ideolojik bir görüntü vermekten mümkün olduğu kadar kaçınmaya çalıştığı anlaşılıyor.
 
Değişikliğe “hayır” diyen muhalefetin ise söz konusu değişikliklerle ilgili hemen hiçbir ayrıntıya girmiyor olması oldukça dikkat çekici.
 
Muhalefetin değişiklikle ilgili hiçbir ayrıntıya girmiyor olması, karşı argüman geliştirmekte zorlandığı şeklinde değerlendirilebilir.
 
Bunun muhalefet cephesinde değişikliğe neden karşı olunduğuyla ilgili büyük bir boşluk oluşturduğu muhakkak.
 
Sırf bu nedenle muhalefet saflarında savunulması zor gedikler açıldığı bile söylenebilir.
 
Argüman geliştirememekten dolayı değişiklik paketinin ayrıntılarına girmekten kaçınan muhalefetin, savunmasında açılan gedikleri kapatmak için çaresiz hükümet politikalarını eleştirmeye yönelmek zorunda kaldığını söylemek mümkün.
 
Bu durumda şu soruya cevap bulmak da kaçınılmaz oluyor haliyle.
 
Etkili bir eleştiri için hangi hükümet politikaları hedef alınmalı?
 
Bu sorunun muhalefeti götürdüğü yer belli;
 
Ülkenin kaşınmaya müsait en hassas sorunu hangisi ise o.
 
Yani “PKK terörü”, “Kürt sorunu” ve “demokratik açılım” politikaları.
 
Demokratik açılım” sözü müspet çağrışımlar yaptığından “açılım” ile “demokratik” kelimelerini birbirinden ayırarak demokratik düzleminden koparmak böylelikle açılımı dar bir alana indirgemek gerekiyor öncelikle.
 
Böylelikle “demokratik açılım”, “Kürt açılımı” demek yerine doğrudan “PKK açılımı” ya da “ihanet projesi” demek mümkün olabilecektir.
 
Bu sayede hem son zamanlarda saldırılarını artıran PKK’nın “açılım” politikalarından cesaret aldığı iddiası rahatlıkla dillendirilebilecektir, hem de “açılım” adı altında verilen kimi haklar yüzünden şımarma eğilimi göstermesi mümkün olan Kürtlerin toplum tarafından “tehlike” olarak algılanması ve istenildiği an  kullanılmaya ve yönlendirmeye hazırlanması kolaylaşmış olacaktır.  
 
Bilinç altında doğal olarak şöyle bir formül oluşacaktır: hükümet + Açılım = terör = ihanet.
 
Bundan elde edilmesi umut edilen sonuçta şu olmalıdır herhalde: açılıma hayır, dolayısıyla teröre,  dolayısıyla referanduma, dolayısıyla hükümete hayır.
 
Her ne kadar muhalefetin izlediği bu strateji oldukça tehlikeli ise de yine de bunun gerçek olamayacağına inanmak daha mantıklı. Zira böyle bir ihtimalin varlığı bile korkunçtur. 12 eylül öncesi şartların kontrollü olgunlaştırılması ile mukayese bile edilemez.
 
Ancak bu durum yine de son zamanlarda artan PKK saldırılarıyla referandum süreci arasında bir bağlantı olup olmadığı sorusunun akla takılmasına engel olmamaktadır.
 
Muhalefetin değişiklik paketinin ayrıntıları üzerinde durmak yerine,  stratejisini, hükümetin “Kürt sorunu”yla ilgili “açılım” eleştirisi üzerine kurgulayıp açılımı teröre sebebiyet verme ve toplumu ayrıştırma nedeni olarak göstererek “yıkım” ve “ihanet”e ısrarla vurgu yapıyor olmasının gerçekten özel bir anlamı olabilir mi?
 
Dahası “Açılım”a sert çıkan sadece muhalefet cephesi midir?
 
Referandumu boykot eden BDP ve saldırılarını artıran PKK açılıma ve anayasa değişikliğine karşı  olduğunu bas bas bağırmıyor mu?
 
Peki, ya derin devlet? 
 
Başka bir deyişle Ergenokon’un açılım ve anayasa değişikliğine karşı olmadığını söyleyebilmek ne kadar mümkün? 
 
BDP, PKK, MHP, CHP ve Ergenokon gibi birbirleriyle kanlı bıçaklı olan bu yapıları bir araya getiren sebep ne olabilir?
 
Yoksa bunlar, statükonun muhafazası için birbirinin uzantısı yapılar mıdır? Ki bu kadar rahat aynı safta yer alabilmektedirler?
 
Bu çerçevede İnegöl ve Hatay’da yaşanan olayları nasıl okumak gerekiyor?
 
Hatay hadi neyse ama İnegöl’ü bizzat yerinde gidip gözlemleyen biri olarak söylüyorum; İnegöl’de yaşanan müessif olay asla bir etnik çatışma falan değildir.
 
Aksine kalabalıkları karakola yönlendiren, araçları, hatta ambulansları bile ateşe verdiren provakatif bir gücün varlığı hemen herkes tarafından kabul edilmektedir.
 
Açılım, yıkım, terör ve ihanet kavramlarını ısrarla yan yana kullananların toplumu nasıl gerdiklerinin farkında   olmadıkları düşünülebilir mi?
 
Bütün bunların nedeni, referandum da halka “hayır” dedirtmek midir yani?
 
Yani bütün bunlar,  “açılım politikaları toplumu nasıl da ayrıştırıyor görün işte” demek için tertip edilmiş özel amaçlı provakatif eylemler midir?
 
Yoksa “bu tür şeyler ancak filmlerde olur” diyerek “Kurtlar Vadisi”nde izlediğimiz türden uyumaya bırakılmış ancak zamanı geldiğinde harekete geçirilen gizli hücrelerin varlığına inanmak mı gerekiyor?
 
Değilse devletçi sloganlar atarak devletin karakollarına ve polisine saldırarak devlet araçlarının ateşe verilmiş olmasını nasıl izah edeceğiz?
 
Bu durumda açılım falan istemeyen İnegöl halkının gerçekten bir etnik çatışmayı arzu ettiğine mı inanmamız gerekiyor, yoksa kampanya stratejilerini “açılım politikaları toplumu ayrıştırıyor, bu bir yıkım ve ihanet projesidir” söylemine dayandıranların halkı nasıl da proveke etme başarısı gösterebildiklerine mi?
 
Ayrıntılara girmekten şiddetle kaçındıkları referandumla ilgili kampanyalarını hiçbir çözüm önerisinde bulunmadıkları ülkenin en hassas sorunu üzerinden kurgulayanlar gerçekten masumdurlar da veya “uyuyan/uyandırılan hücreler” sadece filmlerde oluyor da yoksa biz mi abartıyoruz?
 
 
 
 
 

Tüm Yazıları >


Günün Yazarları
Cuma Özusan
Ölümü Düşünmek Hakkında
Prof. Dr. Tayyar Arı
Yükselen Güç Ve Türk-Amerikan İlişkileri-2
Şakir Çalışkan
Fomara Meydanından Yola Devam

Toplam 1 yorum. Yorum yapmak için tıklayınız .
ferit
02.08.2010 16:08:26
ülkemizin ayağına pranga olmuş sorunları çözmek için AKP açılım yaparken, muhalefet bunu saçılım zannedip sürekli AKP yi vatana ihanetle suçlamaktadır.vatana ihanet sadece devlete kurşun sıkmak değil milletin hayrına olan bir şeyi yapmamak yada desteklememekde bir vatana ihanet suçudur.dörtyol,inegöl bunların tezahürleridir.Allah bizi ve milletimizi fitneden ve fitnecilerden (onlar kendilerini çok iyi biliyorlar) bizi korusun

Copyright © 2009 Gaste Bursa
Şu an 87 kişi Gaste Bursa'da.