Gaste Bursa | İnternetteki Haberiniz
Gaste Bursa - Hava Durumu Güneşli
31°C
17°C
Yarın Parçalı Bulutlu
32°C/18°C
Gaste Bursa - Hava Durumu
Sık Kullanılanlara Ekle | Açılış Sayfası Yap | İletişim | Künye
Güncelleme: 01 Ocak 0001 Pazartesi 00:00 TSİ



2010 Bucaspor Şampiyon Meydanı
Cevat Akkanat
0
Yorum   Yorum Gönder     Metin: A A     Diğer Yazıları    Bookmark and Share
 

 

Geçen haftaki yazımla ilgili birkaç güzel tepki aldım. Bunlardan birisi, kardeşim, yazar Nihat Dağlı'dan geldi. Dağlı, Kemeraltı'nda yeni keşfettiğimiz Sedir (Fincanda) çay bahçesinde yudumladığımız nadide nar suyunu unuttuğumu, zira bu enfes içeceğin, anlattığım her şeyden daha mühim olduğunu ve bu anlamda yazımın eksik kaldığını belirtiyordu. Kendisine, o keyifli sahneyi unutmadığımı, anlatımını bu haftaya sakladığımı söyledim. Gördüğünüz gibi, ilk paragrafta da vazifemi ifa ettim.

İkinci tepki de benzeri bir mide işiyle ilgiliydi. Sanal dünyadan bir arkadaşım, yazımı iştahla okuduğunu ifade ettikten sonra şu soruyu soruyordu: "Sanırım boyoz da yemişsinizdir."  El cevap, dedim arkadaşıma, "İzmir'e gidilir de boyoz yenmez mi? Boyozsuz bir İzmir düşünülebilir mi? Keşke size de ikram edebileydim..."

Birkaç güzel tepkiden geri kalanları da paylaşmak isterdim, fakat iş uzayacak, yazı çığırından çıkacak. Oysa benim İzmir'le ilgili başka gözlemlerim, yazacak şeylerim var.

Bu noktada, yeme içme bahsinin dışında, bana, gezip gördüklerimle ilgili soru soranlar da çıkar düşüncesiyle, hemen her İzmir seyahatimde mutlaka yaptığım ilginç bir şeyden bahsedeceğim: Vapurla Konak'tan Karşıyaka'ya geçmek, orada kısa mesafeli bir yürüyüş yaptıktan sonra, Kemal Paşa Camii'nde vakte denk düşen bir salatı ikame etmek. Bu Kemal Paşa Camii'nde namaz kılma sünnetimi istisnasız her İzmir seyahatinde yerine getiririm. Nasıl, beğendiniz mi?

Bu şaşırtıcı geleneğime burun kıvıranlar için bir başka ilginçlik manzarası takdim edeyim de, aramızda hak hukuk bakımından bir dengesizlik kalmasın. İnek heykellerinden bahsedeceğim, evet. İzmir'de pek çok noktada inek heykelleri ile karşılaştım. Önce bunlara bir anlam veremedim. İnek heykelleriyle yüz yüze geldiğim ilk nokta Karşıyaka iskelesi civarıydı. Bunun anlamını iyice düşündüm, fakat bir sonuca ulaşamadım. Bu arada birkaç İzmirli'ye de inek heykellerinin sırrını sordum. Bir karşılık bulamadım. Nihayet bir mektupla İzmir mülki ve idari birimlerine sormaya karar verdim. Yazmakta olduğum işbu yazımı gazeteye gönderdikten sonra, sıra söz konusu mektubu yazmaya gelecek. Devletlü hazretlerinden herhangi bir cevaba muhatap olursam, kuşkunuz olmasın, sizinle paylaşırım...

Karşıyaka ve Alsancak sahil boylarında yüz göz olmak zorunda kaldığım bu taş yahut metal inek sürüleriyle başka semtlerde de karşılaşacağımdan şüphem yoktu. Fakat, gezmekten ayaklarıma kara sular indi. Bu yüzden önceden planlamış olsam da, kimi semt, cadde ve sokakları adımlayamadım.  Her neyse, olan oldu. İnek faslı için ayırdığım satırlar son buldu.

Efendim gözlemlerimin daha can alıcı, yakıcı ve yıkıcı bölümlerine gelmiş bulunuyoruz. Bu bahse girebilmek, biraz da kendime güvenli bir liman bulabilmek için, mütereddit bir soruya ihtiyacım var. İşte o soru: Acaba önceki seyahatlerimde ben mi dikkat etmedim, yoksa şimdilerde İzmir'de, İzmirli'de olumsuzluğa doğru değişen, İzmirlileri uçuruma doğru götüren bir şeyler mi yaşanıyor? Niçin soruyorum bunu? Şunun için: Bir takım İzmirlinin yoğun bir "ulusalcılık" krizine tutulduğunu hissettim. Faşizm noktasına varan bu eğilime göre, İzmir bir Türk yurdudur ve başka bir kavme tahammül edilmemelidir. Zira kendileri etmemekte ve bunu şimdilik münakaşalar halinde dışa vurmaktadırlar. İzmir'e, İzmirli'ye yakışmayan bir durum bu. Bu sefaletin sebebi nedir? Şovenizm ve kavmiyetçilik, negatif ayrımcılık taşıyan bu bataklığa İzmirliler nasıl düşürülmüştür? Bir ara memleket gündemini işgal eden İzmir merkezli ayrılıkçı ve çatışmacı tahminlerin, benim de gözlemlediğim bu menfur görüntüyle bir ilişkisi var mıdır?

Halbuki, İzmir devasa bir göç kenti. Anadolu'nun doğusu da batısı da İzmir'e kalkmış, İzmir'e gelip yerleşmiştir. Artık bu şehri onlar kendilerine ana yurt edinmiş, burada hep birlikte iç içe geçmişlerdir. Hatta, şunu da söyleyebilirim. Bu yeni yerliler, zaman içinde İzmir'in kültürel yönüne renk verenlerin öncüsü olmuştur. Sözgelimi, geçen haftaki yazımda sözünü ettiğim şair ve yazar dostlarım arasında Diyarbakırlı, Mardinli, Elazizli, Trabzonlu, Aydınlı, Muğlalı insanlar vardı. Dahası, üç beş günlük seyahatim boyunca, İzmir'in camilerinde (Bence İzmir pek çok İslam şehri gibi camiler şehridir, bu konuda aykırı kanaat bildirenler hariçten İzmir'e bakmaktadır.), lokantalarında, kahvehanelerinde, parklarında Antepli, Urfalı, Nevşehirli, Afyonlu, Varnalı, Üsküplü, Batı Trakyalı, Mamuşalı insanlarla karşılaştım, sohbet ettim. Hatta, "yaşam boyu spor" yaklaşımının mağduru olarak birkaç kez uğradığım şampiyon Bucaspor'un "arena" tesislerinde, kendileriyle konuşma imkanı yakaladığım futbolcu adayı minik yavrukurtlar arasında, Malatya, Siirt, Sinop, Manisa, Afyon, Hakkari, Varna,  Ahıska, vb kökenli ailelerin İzmir doğumlu torunları bulunuyordu. Bütün bunlar açık seçik ortadayken, kimi İzmirli'de karşıma çıkan müteneffir "ulusalcı" mahkûmiyet neyin nesiydi? İzmir'e kefen biçenlere soruyorum.

Beni perişan eden bir başka durumu ele almaya geldi sıra: Buca'da karşıma çıkan bir meydandır bu. Meydanın adıdır. Üstte bahsettiğim ulusalcı sefaletle ilişkili tutulabilir bir ad: "Çevik Bir Meydanı". Bir kez daha telaffuz etmek istemediğim bu meydanın adını, tabelada okuyunca ürperdim. Korku ve öfke dolu bir ürpertiydi beni saran. Nasıl olurdu, 28 Şubat postmodern darbesine şekil verenler arasında bulunan bir şahıs ismi, bir meydana ad olabilir miydi?

Müstakbel referandum vesilesiyle darbecilerin yargılanmasını tartıştığımız bugünlerde (Nedense yargılama bahsinde sadece 12 Eylülcüler gündeme alınıyor, örneğimizdeki gibi 28 Şubatçıları ne yapacağız?), evet, bir sorum daha olacak: Hayır bu meydanın ismi değişecek midir, ne zaman değişecektir, gibi sorular sormayacağım. 28 Şubatlı yıllarda DSP'den, sonraki zamanlarda AKP'den Buca belediye başkanlığı yapan Cemil Şeboy'un -ilk döneminde- verildiği söylenilen bu isim elbette değişecektir, endişem yok. Sorum şu: Meydanın yeni ismi, benim önerim olan  "2010 - Bucaspor Şampiyon Meydanı" şeklinde tescil edilecek midir?


Tüm Yazıları >


Günün Yazarları
Cuma Özusan
Ölümü Düşünmek Hakkında
Prof. Dr. Tayyar Arı
Yükselen Güç Ve Türk-Amerikan İlişkileri-2
Şakir Çalışkan
Fomara Meydanından Yola Devam

Henüz yorum yapılmamış. Yorum yapmak için tıklayınız .

Copyright © 2009 Gaste Bursa
Şu an 86 kişi Gaste Bursa'da.