Son günlerde siyasette yaşananlar ister istemez iç dünyamda siyasetin ne için olduğunu sorgulama ihtiyacını hissettirdi. On yıllardır siyasetin temsil sorunu, dar alanda kısa paslaşmalar kitle partisi olmuş yapılarda bile siyasetin toplum için taşıması gereken anlama ne kadar da ters düşüyor!
Toplumun gündeminde ne var? Halk hangi dertler yumağında ne haldedir? Vatandaşın önceliği nedir, ne değildir! Bu empatiyi kuramadığınız zaman siyaseti halk için değil daha başka şeyler için yapmış olmaz mısınız?
Parti içi demokrasi Türk siyasetinde bir lafız olarak kalmaya mahkûm görünüyor. Teşkilatlar dediğiniz yapı bile toplumun yüzde kaçını temsil ediyor? Temsil sorunu Türk siyasi sisteminin geleneksel açmazı olarak karşımızda durmaktadır. Siyasi liderler (irili ufaklı) demokratik yöntemlerle değil gizli çekimler ve dosyalarla görevlerinden uzaklaştırılıyorlar. (Daha doğrusu uzaklaşmak zorunda kalıyorlar) Siyaset okulu gibi misyon görmüş çok önemli yapılar kendi çocuklarını yemek isterken farkında olmadan yıldızlarını parlatıyor. Aforoz ettiği çocukları koca dünyaya “bir dakika” diyor. Şimdi soruyorum: Bütün bunlar ne adına?
Davası olan her adama saygı duymuşumdur. Davasını benimsemesem de bağlılığını ve mücadelesini önemsemişimdir. Ancak, kendi hazlarının ve menfaatlerinin davasında olanlar ise yalnızca benim değil toplumun nazarında da hep istiskalle karşılanmışlardır. Hak vaki olduğunda da kendi cesameti kadar olan davası da kendisi gibi yok olup gitmiştir. Üstelik acı hatıraları bile silinmiştir hafızalardan. Sanki hiç yaşanmamış gibi…
Biliyorum genel yaklaşıyorum meselelere. Biliyorum; özel yaklaşsam sizin de tadınızı kaçıracağım. Biliyorum; siyaset geleneğimiz bildiğimiz gibi devam ediyor. Siyasette toplumsal empati hiç gözetilmiyor. Tam da değişim dediğimiz anda en koyu statükoyu ibka ederken kavramları ve ideallerimizi de insafsızca katlediyoruz. En kötüsü de yalan söylüyoruz. Hem de kime biliyor musunuz? Kendimize! Kendimize saygımızı ve özgüvenimizi yitirirken “basuba’del mevt” sadece lafızlarda kalıyor.
Azizim! Boş konuştuğumun farkındayım. İnsan yetiştirelim hep birlikte. Önce kendimizden başlayalım, değişmeye ve değiştirmeye! Hevayı değil Hüda’yı hâkim kılalım seciyemize. Birbirimizin gözüne bakalım ve sözlerimiz değil manalar konuşsun. Vesselam.